Aşure günün gerçekleri


Değerli Canlar sizlere aşure gününü anlatmadan, sizlere aşure kelimesi nereden geldiğini kısaca değinmek isterim. Mezopotamya bölgesinde çeşitli uygarlıklar gelip geçmiştir bunlardan en önemlileri Asur ve Babil uygarlıkları dır.

Asur Devleti'nin merkezi olan Ninova; Dicle nehrinin karşısında ve doğu yönünde, Musul'un yanıbaşındadır. Ninova şehrini kuran Ninova veya Ninos, Asurluların hükümdarı olup 52 sene hükümran olmuştur. Asur Devleti yaklaşık 1300 yıl varlığını sürdürmüştür..







Tevrata, İnçil’de ve Hazreti Muhammed (SAS) hadislerinden anlıyoruzki
Eski Asur devleti, şimdiki İrak’ın sınırlarında olan bir Hükümdarlık’mış. Hz. Hüseyin’nin kerbela vakasının döneminde ise Yezid lanetinin Asur sınırlarında olan Halifeliğin ve Kerbela Çöl’ü, bu sınırlar içinde olması, Tevrat’ın ,İnçil’in ve Hadislerin Kerbela olayına ve bu bölgeye işaret etmesi, kendine özgü olan bir vaka’dır,Aşure günün’ kendine mahsus olan Hazreti Hüseyin’nin Kerbelullah’nın kerbela olayının yasını belirten bir gündür, aynı zamanda yöresini belirten bir bölgedir.
Tevrat’a ve İnçil-i Şerif’de, Hz. İbrahim (S.A) ve diğer Peygamberlerde Kerbela olay ile ilgili ve Hz. Hüseyinin örnek tavrı ile ilgili Peygamberlere Allah’ı Tala tarafından vahi gelmiştir.



Tevrata bildirilen kerbela vakası ( Ninova )



Can dostlarım Kerbela vakası derin bir olay`dir, kısa vadede olsa gerçekler ortaya çıkmıştır, Hakk ve Batıl birbirine karşı, karşıya gelmiş ve batıl düşünceye yani bin kere yezide lanet olsun kendini belirtmiştir ve sömürüden yana olarak halkını sömürmiş ve Ehlibeyt’e ve hakk yoluna karşı çıkmıştır.
Hiç bir zaman Peygamberler ve Veliler kendi çıkarları için müçadele vermemişlerdir, her zaman ezilen halkın ve halkların çıkarlarını ön plana alarak, hakk’ın yolunda can pahasınada olsa onun müçadelesini vermişlerdir.

Hz. Hüseyin Kerbelullah muaviye lanetinin ölümünden sonra, yezit lanetine biat etmesi mümkünmüdür? Tabiki hayır.

Hz. Hüseyin Kerbelullah geleçeğin ve Hakk yolunun teyminatını hazırlamıştır ve teyminatı kerbela’da ( Ninova’da ) Dostlarının, Çoçuklarının ve kendi canını Kıyaçak kadar Hakk’ın yolunda kurban olmuştur.

Haziret-i Ali İbni Musa Rıza’dan nakledildiğine göre: İbrahim, İsmail yerine koçu kurban ederken mübarek hatırına şu geldi:

- Oğlumu kurban etmek için karar vermekle iyi bir sevap kazandım ben!

O zaman Hazret-i Vacibül-vücud’dan nida duyuldu:

- Ey Halil! Bütün yaratılmışlar arasında kimi fazla seversin?
Hz. İbrahim arzeyledi:

- Ya Rabbi! Sana malumdur. Hazret-i Muhammed’i ki, Hazret-i Muhammed efdal -ı mahlukat ( yaratılmış bulunanların en üstünü) dür.
Hitap geldi:

- Muhammed evladını mı çok seversin, yoksa kendi evladını mı?
İbrahim arzetti:

- Onun evladını!
Nida geldi:

- Ey Halil ! Onun sevgili evladını Kerbela’da şehid ederler!
İbrahim de bu vak’ayı duyunca üzüldü, kederlere düştü.
Nida geldi:

- Ey İbrahim! Kerbela mazlumu için, bu kadar üzüntünün sevabı, oğlun İsamil’i kurban etmenin sevabından daha da fazladır!

(Fuzuli -Ermişlerin Bahcesinden Kerbela Şehitleri sayfa: 46-47 )


Burda anlıyoruzki Hazret-i Hüseyin’nin göz göre, göre çoçuklarını kurban vermesi Hakk yolunda Hakk için ve Ehlibeyt’in var olan Kuran-ı Kerimin adaletin ve Şeriat-ı ( Kanunların ) için ve Hakk’ın birliği, ayreten gönül kalbimizin birliği ve dirliği için geleçek müçadelemizde Hz. Hüseyin Kerbelullah’ı müçadelesini kendimize ışık tutarak ve matemini bir adaletin ve Hakk yolundaki var olan kendi ilk nefsimize karşı devrim yaparak Hakikata varma müçadelesini vererek adaletin nasıl dağıtımını ugulanacağı konusunda marifleşmek lazimki, kerbela mücadelesinde olduğu gibi, o sevaba nasib olabilmek için.


Yukardaki haritada görmekteyizki M.Ö 8 ve 7yy’da Asur Devleti şimdiki zamanımızdaki aşağı yukarı İrak devletini sınırlarını andırmaktadır ve bu sınırlar içinde ve Kerbela çölünde, o zaman ki Ninova şehiri, şimdi Kerbela şehiri ismi değiştirilerek bulunmaktadır.

Kerbela vakası ile ilgili Allah’ı Tala, İncil’i Şerif’ten ve Tevratan bizlere bildirmesi en doğal olan bir alâmet bir Yüçe olan Varlığın kerameti değilmidir ve olamaz mı?

Hazret-i İsa peygamber ruhullah, yazıcılar ile ve ferisilernen bir sohbetinde.
İncil’i Şerif’ten Matta 12.Bab 38. ayeten – 41. ayete kadar

38.-ayet: O zaman yazıcılar ve Ferisilerden bazıları: Muallim, senden bir alâmet görmek isteriz, diye cevap verdiler.

39.-ayet: İsa da cevap verip onlara dedi: Kötü ve zina işleyici nesil bir alâmet arar; ona Yunus peygamberin alâmetinden başka bir alâmet verilmiyecektir.

38. – 39. ayetlerin Açıklaması:
Yazıcılar ve Ferisilerden ( Zenginlerden ) itikatsızlık belirlenmiştir Hz. İsa’ya karşı ve Hz. İsa onları bu belirsizlik içinde bırakarak ve kızarak Yunus peygamberi anlatarak geleçekteki Hırıstiyan ve İslam alemlerine bir alâmet veya bir keramet diye biliriz, yada Şanı Yüce Tanrının bizler tarafından Hz. İsa’nın Ruhulullah ve bir peygamber olduğunu tastıklamamızı istemektedir, çünkü bu alâmet İslamiyetin doğuşun’dan sonra olacak olan bir alâmet’dir ve bu keramet 2000 yıl sonra şimdiki profosörlere, bilim adamlarına ve dünya halklarına sunmaktadır Yüçe Tanrım.

40.-ayet: Çünkü nasıl Yunus üç gün üç geçe iri balığın karnında kaldı ise, İnsanoğlu da üç gün üç geçe yerin bağrında öyle kalaçaktır.

41.-ayet: Nineve (Ninova; yani Kerbela ) ahalisi hüküm günü bu nesil ile beraber kalkıp onu mahkûm edecekler; çünkü onlar Yunusun vazi ile tövbe ettiler; ve işte, Yunustan daha büyüğü buradadır.

40.- 41.ayetlerin Açıklanmsı:
Esasen üç gün, üç geçe yer bağrı mağaradan yatan torunları Ninova’da şehit olan nesil sahibi (İnsanoğlu) Ahdi Ahir peygamberi Hazreti Muhammed olduğu İnçil-i Şerif’in yukarda Matta de gösterilmiştir ki üç gün, üç geçe yer bağrında, yani Mekke’den, Medine’ye göç eden mağarada yatan Hazreti Muhammed ve Ninovadan şehit edilmekle hüküm günü şehitler günahında mahkum olacak olanda aşur günü kıralı yezit ve tabi olanlardır.

Tevrat ve İncil’de bildirilen Kerbela Vakası (Ninova) değerli Pirimizin Halil Öztoprak’ın değerli kitap’ından :

Kuran’da Hikmet - Tarih’te Hakikat
Kuran’da Hikmet – İncil’de Hakikat

Yolun Hakikat’ını bizlere bildirerek mücedid’lik görevini yerine getirmiştir, yüce Mevlam pirimizin rahmetini bol, bol eylesin.

Yezidin yolunu takip eden niçe kendine alim diyen ama sadece yalanlarnan kendini avutan Sunni alimler ve Diyanet Başkanların aşağıdaki yazının iki şıkın aynısını Televziyonlarda, İnternetlerde, Kitaplarda ve çeşitli yayınlarda, sanki gerçekmiş gibi ortaya atmaktalar.


Bunun bir örneğini alınıtı olarak kendileri Vikipedi, özgür ansiklopedisinde yazmışlar, kendilerinçe Hz. Hüseyin’in ve Ehlibeyt'in hakk yolunu kapatmaya çalışmaktalar, kendilerinçe dindar İslam olarak kendilerini tanıtmaktalar ve topluma başka bir intibar vererek kendilerinin; bakın biz Aşure’nin asıl intibasını biliyoruz ve aramızdaki fark yoktur, aşağıdaki birinçi ve ikinçi şıkları sayarak aslında böyledir diye, bizleri aldatmak istemektedirler.

1-Aşure, orijinali "Aşura", Arapça’da 10 manasına gelen "aşara" kelimesinden türemiştir. Türkçe'ye ise Arapça'dan geçmiştir. Sözcüğün Sâmî diller arasında ortak bir sözcük olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, sözcük (ve gün) Musevilik inancında Büyük Kefaret Günü için kullanılmıştır[1]. Hüseyin ibn Ali ve beraberindeki 72 müslüman hicri 61. senesinin Muharrem ayının onuncu gününde (10 Aralık 680) Halife Yezid'in emriyle günlerce aç ve susuz bırakıldıktan sonra öldürüldükleri için o güne “Aşura Günü“ denilmiştir.

2-Bunun dışında Aşure Günü'nde gerçekleştiğine inanlan, İslamiyet açısından mutlu edici şeyler de mevcuttur. Bunlar; Âdem peygamberin işlediği zelleden (hata veya sürçme) sonra ettiği tövbenin kabulü, Nuh peygamberin gemisinin tufandan kurtulması, Yunus peygamberin bir balığın karnından çıkması, İbrahim peygamberin ateşte yanmaması, İdris peygamberin diri olarak göğe yükseltilmesi (çıkarılması), Yakub peygamberin oğlu Yusuf peygambere kavuşması, Eyyub peygamberin hastalıklarının geçip iyileşmesi, Musa peygamberin Kızıldeniz'den geçip İsrailoğulları'nı Firavun'dan kurtarması, İsa peygamberin doğumu ve ölümden kurtarılıp göğe yükseltilmesi (çıkarılması). (Alınıtı Vikipedi, özgür ansiklopedisi)

Bu olayların Aşure Günü gerçekleştiğine dair İslam dininin kutsal kitabı olan Kur'an'da bir ifade bulunmaz.
    
Yazan: Fakiri Fukara




Kerbela ve Aşure 2      Tıkla