Sohbet 2


Değerli Canlar özümüz Fakiri Fukara olarak, Sohbete katılmak üzere olan tüm kardeşlerimi Allahın huzurunda selam'lıyorum.

Sohbet derin bir olaydır, içimizdekini dışarı vurma olayıdır, Sohbet olmayan yerlerde ilk Nefsin ve Şeytan'ın çemberinde dolaşmak gibi olur. Doğruları, Adaleti, Birliği, Yanlışı ve Yol erkanını konuşmak yüçe  Allah'ın  yanımız'da  olması demektir ve bir hayat İbadeti sayılmaktadır.

Bu üç ölçümlü Deryamızda (Dünüya'da), Şeyhtanın çirit oyndığı alanda tüm İnsanlığı Ehlibeyt'in Sancağın ve son kurtuluş   İslam-  bayrağın altında, Ehlibey'tin doğruluğunda birleşmsidir.



Yazan: Imam Dikmen

Tarih: Carsamba, 24. 12. 2008 ,  saat 21:59


Kuran ve Ehl- Beyt okuyucu kitlelerine
Ehl-i Beyt için değer kazanan günler



Zikade ayı - Kasim ayı
5 Zilkade: Seyit B. Tavus`un vefati (hicri.664) 3 Kasim
7 Zilhicce: İmam Muhammed BAkir`in (a.s) şehadeti (Hicri .14) 5 Aralik
9 Zilhicce: Arefe günü Müslim B. Akil`in şehadeti (Hicri.60) 7 Aralik
10 Zilhicce: Kurban Bayrami 8 Aralik
11 Zilkade: İmam Rıza’nin (as) Mübarek doğumu (Hicri.148) 9 Kasim
15 Zilhicce: İmam Ali Naki (a.s.)`nin Kutlu Doğumu (H.212) 13 Aralik
18 Zilhicce: Gadir-i Hum Velayet Bayrami 16 Aralik
24 Zilhicce: Mubahele Günü (Hicri.10) 22 Aralik
29 Zilkade: İmam Muhammed Taki`nin (as) şehadeti (Hicri.220) 27 Kasim

Muharrem ayı - Aralık ayı

#
1 Muharren Aşüra çorbasının pişirilmesi gereken gündür. Bugünün diğer peygamber hakında çeşitşi delillerin olduğuna dair sayısız belge ve kaynakların var oluşu. Bugünün Aşüra çorbası pişirilmesi günüdür. Alevi ve şia kardeşlerimizin çorba pişirilmesini ve dağıtmaları en mütebir gündür. Çünkü Adem (a.s)’den ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’me gelen bir çok peygamberlerin doğum günleri veya şehadet günleri ve Hz. Nuh (a.s.)’ın gemisin karaya oturduğu gündür.
2 Muharrem: İmam Hüseyin (as)`in Kerbela`ya varışı (Hicri.61) 30 Aralik
6 Muharrem: Nehcu`l Belağa Müellifi seyit Razi`nin vefati (Hicri.406) 3 Ocak
9 Muharrem: Tasua: Hz Hüseyin`in (as) Kerbela`da muhasaraya Alınmasi (Hicri.61) 6 Ocak
10 Muhareem: Aşüra günü: İmam Hüseyn (as) `in 72 yareniyle Kerbela`da şehitedilmesi (Hicri.61) 7 Ocak
11 Muharrem: Kerbela esirlerinin Küfe`ye götürülmesi (Hicri.61) 8 Ocak
12 Muharrem: İmam Zeynel Abidin`in (as) şehadeti (Hicri.95) 9 Ocak
19 Muharrem: Kerbela esirlerinin Şam`a götürülmesi (Hicri.61)Müslümanlarin Kiblesinin Beytu`l Mukaddes`ten Kabe`ye değistirilmesi (Hicri.2) 16 Ocak
21 Muharrem: Allame Hilli`nin Vefati (H.726) 18 Ocak
22 Muharrem: Seyh Tusi`nin vefati (Hicri.460) 19 Ocak
28 Muharrem: İmam Cevad (as)`in Medine`den Bağdat`a sürgün edilmesi. 25 Ocak


Sefer ayı - Şubat ayı

1 Sefer: Kerbela esirlerinin Şam`a girişi (Hicri.61) 8 Subat
3 Sefer: İmam Muhammed Bakır`ın (as) Mübarek doğumu (Hicri.57) 10 Subat
5 Sefer: İmam Hüseyin`in küçük kız Hz. Ruğeyye`nin Şam Harebelerinde şehadeti (Hicri.61) 12Subat
7 Sefer: İmam Musa Kazım`in (as) Mübarek doğumu (Hicri.57) 14 Subat
8 Sefer: Hz. Salman Farsi`nin Halife osman tarafindan gönderildiği sürgünde vefati (Hicri.35) 15 Subat
9 Sefer: Ammar bin Yasir`in şehadeti (Hicri. 37) 16 Subat Nehravan Savaşi (Hicri.38)
20 Sefer: Arbain İmam Hüseyin (as)`in şehadetinin 40.nci günü (H.61) 27 Subat
28 Sefer: Hz Peygamber`in (s.a.v) Vefati (Hicri.11) Hz İmam Hasan (as) `in şehadeti (Hicri.50) 6 Mart
29 Sefer: İmam Rıza (as)`nin şehadeti (Hicri.203) 7 Mart



R. Evvel ayı - Mart ayı


1 R. Evvel: Hz. Resulullah (a.s.v.)`in Mekke`den Medine`ye Hicreti-Leyletu`l Mebit: Hz İmam Ali (as)`nin Peygamber (s.a.v) yatağinda yatarak müsrikleri oyladiği gece 9 Mart
5 R. Evvel: imam Hüseyin (as) kızı Sakine`nin vefati 13 Mart
8 R. Evvel: imam Hasan Askeri`nin (as) şehadeti (Hicri.260) 16 Mart Resulullah`in Hicret ettikden sonra Medine`ye giridigi gün
10 R. Evvel: Hz Peygamber`in (s.a.v) Hz Hatice ile evlenmesi 18 Mart
16 R. Evvel: Kutlu Mevlid Kanidli 24 Mart
17 R. Evvel: Hz Peygamber`in (saa) Kutlu Dogumu (M 570) 25 Mart imam Caferi Sadık`in (as) Kutlu doğumu (H.83)
22 R. Evvel: Hz Peygamber`in (s.a.a) Fedek Hurmalığını Hz Fatima`ya (s.a) bağislaması 30 Mart
23 R. Evvel: Hz Masume`nin (sa) Kum`a gelişi (H.201) 31 Mart
25 R. Evvel: Ebu Eyyub Ensari`nin şehadeti (M.677) 2 NIsan
26 R. Evvel: imam Hasan (a.s) muaviye ile zorunlu barişi 3 Nisan


R.Ahir ayı - Nisan ayı

8 R. Ahir: imam Hasan Askeri (a.s.)`nin Kutlu Doğumu (Hicri.232) 14 NIsan
10 R. Ahir: Hz Masume`nin (s.a)vefatı (H.210) 16 NIsan
14 R. Ahir: Muhtar sakafinin imam Hüseyin (as) `in intikamını almak icin kıyami (H.66) 20Nisan Yazan. imam Dikmen


Cevap:

Değerli Can dostum İmam Dikmen değerli ay'lar ı bizlere inçeliğine kadar inçeleyip sunduğun için Yüçe mevlam sana  ' Değer'  nasib eğlesin.





Yazan:  Cem F. Bey

Tarih:   Pazargünü, 03.05.2009,   saat 19:04


Çarekan aşireti ile ilgili

'Çarekan aşireti ve   12  aşiretinin büyüğü olarak tanımlanan Şahhüseyinoğullarının bir mensubu olarak verdiğiniz değerli bilgiler dikkatimi çekti. Ciddi araştırmaya dayandığı anlaşılıyor. Bizim aile tarihçemiz dedelerimden BIYIK AHMET BEY ile başlıyor. Bundan öncesi hakkında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'a veya Palu Beylerine dayandığı yönünde çeşitli düşünceler ve araştırmalar var. Çarekan aşireti ve dersim/erzincam yöresi aşiretleri hakkında yaptığınız/yapacağınız çalışmalarda iletişim halinde olursak sevinirim.


Sevgilerimle,


Cevap:

Değerli Cem Bey, sizin anlatmış olduğunuz gibi, Çar-erkan, Çarekan , Çarek veya Çerek gibi  bölge lehçesine göre söylenmesi veya yazılması normal bir olay, çünkü (M.S) 1240 veya 1241 yılında Pir Baba İlyas'ın dört oğluna, Harzemşah'lar ve diğer değerli Boylar bu ismi, bu dört tane  Dergah'a vermiştir, çünkü bu Çar-erkan'ların geleçeğe yönelik Hakk yolundaki mücadelelere her zaman iştirak edeçeklerini  eylemişlerdir. Değerli Cem Bey sizler'de bizim gibi, Hakk-Muhammed-Ali yolunda nasılki Pir Baba İlyas Horasan-i ve Haçı Bektaşi Veli gibi Ehlibeyt'in temeleri gibi, bizlerde bu yolun ışığını söndürmemeye ve Hakk ve Hakikat'ın ve onun adaletinin dağılmasının üzerimize farz olmuştur ise sizler ve tüm Çar-erkan'larda bu duygular için'de olduğunuzu bilmekteyim.


Çar-erkan Dergah'ın  koları

Kuşkanlı - Gaboranlı - İpkanlı - Beğhanlı -Meryemli

Haçıyanlı - Bevkanlı - Koçgirli - Şah Hüseyin Oğlu'la


Bizler manevi yoldan giden, Çar-erkan  Dergah'ız ve belirtmiş olduğumuz gibi Hakk ve adaletin dağılımını oluşturmak için hiç bir zaman Çar-erkan koları geri kalmamıştır ve önderliklerini geçmiş olduğu tarih içerisinde kendisinden söz etirmiştir, o zamanın tarih'çisi olan İbn Bibi'ye göre, her taşın altında yani değişim altında bu (Çar-erkan) ailesi çıkıyor diye görüş belirtmiştir kendi yazılarında el-Evâmiru'l-Alâiyye'sinde yazılıdır ve Türk Tarih Kurumu kitabesinde İsmail E.Erünsal ve Ahmet Yaşar Ocak , bu konu ile değinmişlerdir.

Cem Bey, can dostum  ve can akrabam, aslında Biz Çar-erkan'ların tarih'i Ehlibeyt oluşmasıyla başlamaktadır, değerli akrabam siz bana anlatma imkanı verdiğinizden dolay, candan teşekür ederim. Pir Baba İlyas Çar-erkan sayfasına'da geniş bir şekilde yazmaktadır, Çar-erkan'ların soyağaçı konusunda.

Cem Bey bunları siz bilmektesiniz, sadece değerli misafirlerimiz bizi iyi takip etmeleri için, gene yazmak istiyorum.

Çar-erkan'ların tarih Ehlibeyt ile başlıyor ve

                               Pir Baba İlyas Horasan-i'nın 

                              Dört tane Dergah gibi oğlu olan      

    Yaya Paşa  - Mahmud Paşa - Halis Paşa - Muhlis Paşa

              Harzem Şah'ların bu dört ayrı, ayrı değerindeki Velilere

                                        Çar-erkan

Farisçe Çar  türkçesi dört anlamındadır , er oğlu anlamında ve ayreten bir değer anlamında değerlendirilmiştir, Kan doğru,cesur  ve yiğit anlamında eski türkçe ve farisçe karışımı ile Harzem Şah'lar tarafından Pir Baba İlyas'ın oğulları, adlandırılmıştır ve Mürşit'leri olduğuğundan dolay bir Değer verilmiştir. (Doç.Dr.Bedri Noyan kitabın'da yazılıdır.)

Necati Güven Beyin, Aile Tarihçesi konusunda değerli araştırmalarını ve bilgilerini bizlere sunduğundan dolay, yüçe Mevlam ondan razı olsun ve bu Allah'ın fakir kuluna ışık tutduğundan dolay teşekür ederim.

Kısaça olarak Necati  Güven Beyin tarihçesine küçük bilgi ekleyerek geliştirmek istiyorum, bu da Bıyık Ahmet Beyin liderliğinde 1750 - 1770 tarihleri arasında Palu'dan Karakoçan'a ve oradan da kısa bir zaman içerisinde Kığı Beylerin, Osmanlı döneminin yetki alanlarında Ağaşenlik olan Merho Komuna gelip yerleşir ve burda Şah Hüseyin Oğullarının temeleri oluşturulur.

Daha sonra Necati Bey şöyle devam eder: Bu yerleşim biriminde Bıyık Ahmet'ten önce, Geko Hüseyin isimli şahıs ve ailesi yerleşik bulunmaktadır ve devam eder ve arkasında ekler : Bu aile ile Bıyık Ahmet ailesinin bir yakınlığı olduğu söylenmektedir.

Bizim araştırmalarımızda  Geko Hüseyin Bey, Bıyık Ahmet Beyin büyük  abisi olduğudur ve yaşı ilerlemiş olduğundan dolay Geko adını takmışlardır ve buda genel olarak çok yaşlı bir insan olduğundan , sevgiden ve saygıdan dolay bu lakab verilirdi.

Burda iki olay ortaya çıkmış olmakdadır Çar-erkan Dergah'ın ve Aşiret'inin iki kolu ortaya çıkmıştır.

Birnçi: Geko Hüseyin ile geleçekte ailesi tarafından Kuşkanlılar kolu ortaya çıkmıştır.

İkinçi: Bıyık Ahmed geleçekte ailesi tarafından Şah Hüseyin kolu ortaya çıkmıştır.

Bu iki kol'da Çar-erkan dergah'ın  değerli sekiz kollarından ikisidir.

Her iki kolun üzerine oluşan efsaneler ve  gerçekleri ileri aşamalarda  deyinmeye çalışıçagız. Sormuş olduğunuz Akkoyunlar'la  ve Palu beylerle ilgili fikirlerimizi ve araştırmamızı, sizin yazmış olduğunuz değerli diğer a-Mail'inizi aldık ve kalan konuları onunla beraber çevablıçağız.

Boz Atlı , Hızır ve Gali sipi bizi yanlız bırakmasın ve yüçe Mevlam'dan  birliğimizi hak ve doğru kılsın.




Yazan:  Ali Polat

Tarih: Saligünü, 08.09.2009,   saat 14:18


'Carekanlar hakkinda  ,palu beyligi ili ilgisi nedir,bildigim kadari ile Zaza safi olduklari Palu Gokdereden Dersime girdikleri,alevi sonradan olmuslar.
Gercekten beni bilgilendirirsen cok mutlu olurum.Kaynaklar ,belgeler hakkinda  yardimci olun.


Cevap:

Değerli Ali Bey kardeşim,

Çarerkan Ocağı ve Aşireti hiç bir zaman Zaza şafi olmamıştır ve Palu Gökdereden Dersime göç ederken, sonradan alevi olduğunu idda ediyorsunuz, ama kaynak nerede o idanızı güçlendireçek kaynaklarnan getiriseniz memnun olurum, ama kaynaklarınız sadeçe Sefi Cengiz ise, ne yazıki bu kaynak kabul edemiyoruz, çünkü araştırılmadan ortaya atılan, kendi açısından bir fikirden öteye gidemiyor ve bir kürt milliyetçiliğinden ve Çarerkanlar'a karşı asimilasiyon'dan ve ikilik yapmaktan korkmıyan bir insan, başka bir şeyi değildir. Türk Devletin'nin Diyanet'i aynı oyunlarını oynamaktadır sadeçe farkı, bizi bu sefer sünni felsefeyle asimilasiyonu uygulamaktadır.

Sefi Cengiz alıntısı, siz kendiniz karar verin!

Suran, Yusufan, Cıban ve Çarekan aşiretleri ile Palu Beyliği'nin ilişkileri
Konumuz bakımından en önemlisi Emir Bulduk'un soyundan gelen Emir Timurtaş'ın Palu beyliğidir. Dersim içine doğru yayılan budur.
Dersim sözlü geleneğinde Palu'dan geldikleri, kökende Şafi Müslüman ve Zaza oldukları söylenenSuran, Ciban, Yusufan ve Çarekan aşiretleri benim kanaatime göre Palu Beyliği ve Emir Timurtaş Evi ile ilişkilidirler (İçlerinde çok daha erken bir tarihte Siverek'ten geldikleri söylenen Süveydi/Surek aşiretine mensup olanlar da vardır belki).
Bunlar Gökdere, Bağin, Pah, Merxo ve Kığı izerinden Dersim içine girerler. Örneğin Kığı'nın Yazıcıoğulları bir geleneğe göre buraya Emir Timurtaş tarafından yerleştirilmişlerdir. O'nu kendi cedleri olarak bilirler.
Misyonları Dersim İçi'ne karşı savaşmak, İç Dersim nüfuzunun büyüyüp yayılışını ve Kızılbaşlık inancının ilerleyişini durdurmak için çabalamak olmuştur.
Bunu bizzat kendileri yazmaktadır. Dolayısıyla Palu Beyliği'nin Dersim içine doğru bu yayılışı çok büyük olasılıkla merkezi yönetimin teşvik ve desteği ile mümkün olmuştur.


Ne görmekteyiz değerli Çanlar Sefi Cengiz'in bu altını çizmiş olduğumuz yazılarda: Söylenen, kanaatime göre ve söylenen lafazanlık ustalığını yaparak günah kazanmaktadır , hayır böyle olmaz Çanlar, birşeyler yazmak istiyorsan tarih ve sosyal acıdan 100/100 net olmak gerekmektedir.

Palu Tarih'i konusunda bilgilendirme

Şebeteria, Romanapolis, Asmosata, Arsamosata, Arşemşat, Şimşat, Aşmuşat, Sumaysat, Sümeysat ve Palu
Palu'nun ilk yerleşim merkezi olan Yarımca köyünün karşısındaki Haraba / Kharaba (Örencik) köyü yakınında Şimşat Kalesi denilen kalıntılar arasında bulunan tarihsel bir kent; Bizans çağında Asmosata diye anılmıştır. Asmosata adı, Ermeni ağzında Aşmuşat'a dönmüştür. Süryaniler kente Arşemşat, Araplar ise Şimşat, Sumaysat, Sümeysat diyorlardı. Kent, Palu'nun güneybatı yakınında Murat Irmağı'nın güney kıyısında idi. Arsamosata vb. adların öz biçiminin ne olduğu, hangi dilden geldiği, türediği, öğeleri, anlamı tesbit edilememiştir. Ancak bu adlar, kıyısında bulunduğu Murat suyunun o çağdaki adı Arsania´nın da içinde yer aldığı Arsa (akan) kök süzcüğünden türetilmiş olabilir.
Palu kelimesinin aslı Balu olup, Rum ağzında Balouos´du. Balabitene ise Elazığ ile Çapakçur/Bingöl arasında olan Palu yöresinin adıdır. Balabitene, adının bir anlamı tesbit edilmiş olmayıp, yörenin Kappadokia dilinden gelme adı Hellenleştirilerek oluşan bir melez ad olabilir. "Balaba yöresinin yurdu" anlamıyla ortaya çıkmıştır ve bunun Balabitis (Balaba Yöresi) bölümü de Ermeni ağzında Bahakhovit´e dönmüştür.
Palu, bölgenin bilinen tarihinden Urartular dönemine kadar Sümerler, Sabarular, Hurriler, Hititler, Asurlular gibi çeşitli medeniyetlerin hakimiyetinde kalmıştır. Urartu kralı Menua tarafından fethedilen bölge içinde Palu, Menua´nın başkenti ve gözdesi olmuştur.
Urartulardan sonra Palu, yine bölge tarihi itbariyle iskitler, Medler, Persler, Partlar, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılar, Müslüman Araplar, Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Büveyhoğulları, ve Mervaniler hakimiyetinde kalmıştır.
Selçuklu akınlarından sonra Çubukoğulları, beylik temelini Palu´da atmış ve Palu, beylik merkezi olmuştur. Yine Belek Gazi Palu´yu kendine beylik merkezi olarak seçmiştir.
Harezmliler, Dulkadiroğulları, Akkoyunlular, Safeviler hakimiyetinde kalan Palu, Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı hakimiyetine "Palu Hükümeti" statüsünde imtiyazlı olarak girmiştir. Palu bu imtiyazlı statüsünü tanzimat dönemine kadar devam ettirmiştir. ( Kaynak: Palu ilçe Milli Eğitim Müdürlüğünün)
Değerli Çanlar mesela Harzemliler ( Harzem Şah'lar) Akkoyunlar ve Safeviler, Ehlibeyt felsefesinde olan alevi yolunda olan büyük Devlet'lerdi, Osmanlı'dan önçe Palu'da bu devletlerin sözleri geçerli idi ve alevi felsefesi yerleşmiş idi, ne zamanki, Yavuz Selim geldi ve Çaldıran savaşında Şah İsmail'e karşı kazandı ve tüm anadolu'da Alevi toplumuna karşı kin ve öfkesini geliştirmiştir ve önyargılar ortaya atılmıştır mesela: Ana baçı bilmez, vs... diyerek Kürt Şafi Mehzebini kendisine destek, veya ittifak alarak. Kendisine Alevi toplumundan geleçek olan tehlikeyi uzaklaştırmıştır ve Kürtler ne demiştir: Alevilerin yani Kızılbaşların katli helal diyerek , Alevi toplumun mesken edindiği yerlere saldırmıştır, aynısı Dersime saldırmıştır ama herhangi bir netiçe alamamıştır. Bunu Sefi Cengiz'de söylemekte ve inkar etmemektedir ama Çarerkanlar konusunda net olmadan yazılar yayınlaması, kendi seviyesini düşürmekten başka bir şey olamaz.


Değerli Ali Bey, siz bu anda anladığım kadarı ile yabancı bir ülkede yaşamakdasınız ve o ülkenin lisanını ne ise onu konuşmaktasınız ve şimdi diyelimki, mesela İspaniya'dasınız ve 50 sene o lisanı konuşuyorsunuz, simdi siz Ispanyol'musunuz, tabiki hayır. Bir örnek daha vermek istiyorum, bu da Türkiye sınırları içerisinde yaşayan Kürt halkı konusuna, şimdi kendileri türkçe konuştukları için, kendileri Türkmüdürler, tabiki hayır, ama Türk vatandaşı olarak nufusta geçmekteler, simdi o zaman kendileri Türk'mü hayır, çünkü kendileri Kürt toplumuna bağlı fertlerdir ve geçmiş çedlerine dayanarak kedilerini böyle ifade etmişlerdir, gelelim Çarerkan'lara kendileri Harzemşah'lara bağlı ve Anadolu'ya girmeden önce Nişabur'da, yani şimdiki İran Horasanın'dan Türkmen topluluğu olarak Anadolu'ya giriş yapmışlardır bizim gerçeğimiz, bu şekilde hesaplı ve kaynaklı'dır. Nasıl ki Kürt toplumunın hesaplı ve kaynaklı ise, bizim de ayını öyle.

Canlar Çarerkan Dergah'ı, Mesudiye Dergah'ın devamı olarak belirlenmiştir.

Pir Baba İlyas Horasan-i, Harzemşah'larnan anadolu'ya girerken Amasya yöresini Harzemşah'lara mesken ve sığınak sunan ve yerleştiren Anadolu Selçuklu Sultan I. Alaattin Keykubat tarafından Selçuklu hükümdarı, yaklaşan Moğol tehlikesine karşı Harzemşah'ların son Sultanı Celalettin Harzemşah'ın (M.S) 1231 yıllında kürtler tarafından öldürülünce, Harzemşah'larda iki kola ayrılarak birisi Suriye ve diğeride Anadolu'ya yerleşmişdir.

Alaadin Keykubat, Celalettin Harzamşah'ın oğlu Emir Bereket'en yaralanmak için Amasya'yı emir altına veya “ikta” yani vali olarak atadı ve binlerce çadırlık güçünü Amasya'ya yerleştirdimiştir.

Pir Baba İlyas Horasan'ın, Amasya'da Çat köyünde şimdiki adıyla İlyas köyünde Mesudiye Dergah'ını kurmasının asıl amacı Nişabur Dergah'ının devamı olan Mesudiye Dergahı'dır ve Alevi taliblerin yeni açılımın harekatı haline gelmiştir.

Pir Baba İlyas Horasan'ın halifeleri ve Müridleri olan Baba İhsak, Hacı Bektaşı Veli, Ahi Evran, Şeyh Edebalı ve Geyikli Baba ve diğer binlerce Dervişlerin Mürşidi ve halkların önderidir.

Pir Baba İlyas Horasan'ın farisçe dilinde Harzemşah'ların ileri gelenleri ve diğer Aşiret ileri gelenleri sevdiğinden dolay, Pir Baba İlyas'ın oğullarına Çar-erkan diye
denilen dört Cesur veya Soyukkanlı Er veya Erkek anlamında Çar-erkan lakabını verdiler.

Pir Baba İlyas Horasan'ın Çar-erkan denilen dört oğlu Seyyid'lerin isimleri şöyledir:

Ebul-Baka Yahya Paşa – Ebu'z-Ziya Mahmud Paşa – Ebu'l-Vefa Halis Paşa ve Muhlis Paşa.

                                         Çarerkan

              Yahya - Mahmud - Halis - Muhlis


Bu değerli Veliler önemli görevlerde idiler ve Muhlis Paşa Emir-ül-merâ olmuş idi, bu ne demek olduğunu tarih içerisinde anlamak için Elvan Celebi'nin kitabesinde ortaya çıkmıştır.

Bu değerli Velilerin ve Dergah'ların Hakka yürümeleriyle, Mesudiye Dergah'ın git gide Çar-erkan Dergah'ı veya Çarerkan'lılar,( M.S ) 1300 – 1400 yıllarından sonra Çarek, Çarek'i, Çerekli ve Çarekliler... o zamanın lehçeleri ile anılmışlardır, daha ki zamanımıza kadar anılaçak ve geleçektede anılaçaktır, daki İnsanların arasında eşitliğin ve paylaşımın dört kapı ve kırk makama uygun bir düzenin oluşmasıyla devam etmesi mutemaldır, nasılki Ehlibeyt, 12 İmamlar, Yesiviler, Vefayi, Bektaşilik, Alevilik ve Müsl-iman olan İnsanlar gibi dünya'nın sonuna kadar bu isimler süre gidiçektir, Çarerkan Dergahı'da öyle olaçaktır.

Değerli Çanlar, bizler halkın bağrında olan İnsanlarız ve seyyitleriz.
Çarerkan Dergahın temel felsefisi insanların eşit haklara sahib olması, bu felsefenin temellerini oluşturmak için ülkemizin ve diğer ülkelerin sosyal ve ekonomik yapısını değerlendirmek ve tanımak gerekmektedir.

Çarerkan Dergahın öncelikli temelerinden birisi hiç bir milleti hor görmemektir ve her millet içinde kök oluşturmalıdır ve her milletin refah düzeyini yükseltmesinde çaba zarf etmek gerekmektedir.

Dergahımız halk tabakaları içerisinde köksalmalı ve halkların kalb ve ruh birliğini hakk yolunda geliştirip ve ortak karar mekanizmasını oluşturmak ve halkların kardeşliği konusunda ender bir tavır sağlıyarak birliklerimizi pekiştirmektir.

Halkların ruh ve kalb birlikleri gelişmesi, tabiki çok önemlidir ve bunun oluşması içinde ekonomik adaletin yani dağılımın sağlanması ve paylaşmanın gözle görülür bir hale gelmesi gerekmektedir.

Devletimizin içinde siyasi yapısı faşist ve sözde liberal yapısı olan, sahte bir demokratik maske ile halkı aldatmaya çalışmaktadır, geçmişteki diğer Partilerin yaptığı gibi.

Şimdiki Devlet iktidarına sahib olan Komprodor Burjuvazinin sahte demokratik maskeli İkdidarı , halkın devletini tutsak olarak kendi systeminde halk tabakalarını elini kolunu bağlamaya çalışmaktadır.

Değerli Canlar Bizler aldanmaya hazır olan bir toplum olarak kendimizi görmekteyim, neden? Sorarsanız, çünkü gerçek bir Ehlibeyt Örgütlenmesine ve Mürşidine sahib olmiyan bir toplum, sürekli kayıb vermeye meçbur kalaçaktır, bunu Haçı Bektaşi Velinin Makalesinde bir örnek olarak siz değerli Canlara sunmak isterim.


Iman                               Akıl                                         İblis

Koyun                                     Çoban                                                Kurt


Soralım o zaman! Çoban, Koyun sürünün yanından giti ve

Kurt koyunu ne eti?


Çarerkan Dergahı olarak biz bu örnekten çok iyi anlıyoruzki.

Pir Baba İlyas, Haçı Bektaşi Velinin ve Muhlis Paşa'nın önderlik konusunun çok önemli olduğunu bilmekteler ve bunun tetbirinide almışlardı Mürşid'siz kalmamışlardır ve bundan bir örnek alarak bizde Çarerkan Dergah'ını 2002 yıllından bu zamana kadar Post-u nişânsız kalmamıştır ve Mürşidin yeri beli dir.

Alevi toplumun yeni bir vücuda ihtiyacı vardır, yani yeni bir Örgütlenmeye ve yeni bir harekate ihtiyacı vardır, çünkü bağımsız bir halk harekatına sahib olması gerekirki
halkın bağımsızlığını ilan ede bilsin.

Ülkemiz'deki Emperial politikaların, bizim gibi ezilmiş ülkeleri, Emperiyalistler ve komprodor ve Toprak Buryuvazisi (İşbirlikçisi) bizleri soyub soğana çevirmeye çalışmaktalar ve bu soğanı sonra dilim, dilim keserler ve affiyetçe lezetlerine doymaz ve gene bir soğan daha alıp dilim, dilim bölmek isterler.

Bunu engelemek içinde yeni bir hareketin gelişmesi gerekmektedir, bu alevi harekatın 12 Post'un oluşmasıyla gerçekleşecektir. Biz görüyoruzki devlet tarafından açılım adıyla kendine alevi diyen bazı düşkünler, sünni devletin bu çağrısına uymaya çalışmaktadırlar ve bazıları devletin vereçeyi paydan biraz kapmak için, kendilerine bir kılıf uydurmaya çalişmaktadırlar.

Değerli Çanlar biz Çar-erkan Dergahı olarak, bütün Oçak'lara sesleniyoruz gelin beraber 12 Post Nişân-ı oluşturalım ve Hakkın ve Ehlibeyt yolunu kayıb etmiyelim.

12 İmamların fedekarlığının yolunu kayıb etmiyelim.

Velilerin ve Pirlerin sırrı Hakikat yolundan vazgeçmiyelim.

Dergahımızın kapıları tüm ezilen halklara ve bütün Çanlara açıktır.

Emperiyalizme ve bütün geriçiliğe karşı gelin bir olalım ve hakikat denizine akalım. 


Değerli Ali Bey, İnşallah sizin sorunuza çevap verebildikse ne mutlu bize ve sonsuz selamlarımızı, yaşamış olduğunuz gurbet yeline siz dostlarımıza selam ve saygılarımızı sunarız ve Allah'a emanet olmanızı candan dilerim.


Kaynaklar:

İz bırakan Erenler ve  Alevi  Ocakları Kitabın'dan Ocak'larla ilgili alıntılar  Sayfa: 26-33
Değerli Yazarımız: Veli Saltık 

Bektaşilik Alevilik Nedir?
Kitabin'dan Pir Baba İlyas ve Çar-erkan denilen
dört oğlu önemli  görevlerde idiler    Sayfa: 432
Doç Dr.Bedri Noyan ( Son Mürşidimiz Hakka kavuşmuştur Allah Rahmetini bol eylesin).

Anuş Tekin    "Moğol ve Harzemşah"   İnternet  yazılarından (Vikipedi).

Elvan Çelebi'nin  Menâkıbu'l-Kudsiyye kitabın'dan
İsmail E. Erünsal                      Ahmet Yaşar ocak
         TÜRK TARIH KURUMU YAYINLARI Kaynaklar

İç kaynak: Pir Baba İlyas Çarerkan Ocağın'da



Yazan:  Cem Feyzullah G. Bey

Tarih:   Pazarertesi, 11.05.2009,   saat 09:35



Merhaba,

Evet ben Ali Bey'in oğlu, Sinan bey'in yeğeniyim.

Ben de sizinle iletişim kurduğum için memnun oldum.

Akraba olduğumuzu biliyorum.  

Boş zamanlarımda alevilik ve bizim yöremizin alevi inançları üzerine hazırlanmış ve internet üzerinden yayınlanan değerli araştırmaları takip etmeye çalışıyorum. Bu kapsada sizlerin hazırladığı internet sayfasındaki çalışmaları okudum. Özgün ve emek sarfedilen bir çalışma olduğu görülüyor.

Çalışmalarınızın, tarihimizin sözlü anlatımından çıkarılarak yazılı hale getirilmesi ve bu tür çalışmaların gelecekteki nesillerinde, asıllarında kopmalarına sağlayacağını düşündüğümden önemsiyorum.

Necati Amcamın internette yayınladığı aile tarihçemiz kısa ama eksiklikler olmasına rağmen belli konuların aydınlatılması için önemli...

İletişimimizin devam etmesi dileğiyle,



Cevap:

Değerli  Cem Feyzullah Bey, bize vermiş olduğunuz manevi desteğiniz için candan  teşekürlerimizi bildirmek isterim, siz bir Şah Hüseyin, Çarerkan kolunun ferdi ve bir üyesi olarak, sizi sevgi ve saygılarımla bir can kardeşime kavuştuğum için ve yüçe Varlığa, Hüdaya ve kalbimizin direğin karşısında eğilerek buna sebeb olduğundan dolay canı gönülden mutluluğumu ifade etmek isterim.

Ama ne yazıki sevinçimin yanında, üzüntümü de ifade etmek isterim nasıl sizin Dedeniz Hüseyin Şahin, bizimde Dedemiz ve Tarihi'miz  15 Ekim 2009, Saat 11:40'da Hakka yürüdü, size ve Ailenize başsağlığınızı  ve yüçe Allahım'dan  Rahmet dilerim.

Dede'miz  Hüseyin Şahin'i Çarerkan Aşiretin ve Şah Hüseyin kolunun değerli bir büyügü karşısında, Dergah'ımıza vermiş olduğu 1918 yıllından doğumundan 2009'a kadar vermiş olduğu  hizmeten dolay kendisinin maneviyetinin karşısında eğilirim.

Yazan: Fakiri Fukara


Basındaki Haberler


Eski milletvekili Hüseyin Şahin, vefat etti


15 Ekim 2009 / 11:40
Eski Erzincan Milletvekili Hüseyin Şahin, vefat etti.


Tercan'da 1918 yılında doğan Şahin, TBMM'de 11. Dönem Erzincan Milletvekili olarak görev yaptı. Şahin, evli ve iki çocuk babasıydı.
Şahin'in cenazesi, Karşıyaka Ahmet Efendi Camisi'nde kılınacak ikindi namazının ardından, Karşıyaka Mezarlığında toprağa verilecek.Eski milletvekili Hüseyin Şahin, vefat etti


Tüm Türkiye Basındaki haberler, bu şekilde okuycuya haber  verilmiştir.



Yazan:  Ali Polat

Tarih: Saligünü, 01.10.2009,   saat 07:21


'Carekan Asireti
Sevgili Babamizin Carekanlar uzerine toplamis oldugu bilgileri bir kitap haline getirme istegi var.bende kendisine yardimci olmak istemistim.Sohpet sayfasinda beni bilgiledirdiginiz icin cok sag olun.Sorum sudur.
1-Carekan Asiretinin Ocagi Kureysan Asiretidir.Bugune kadar Pirler gelip gider ziyaret ederler.Carerkan Dergahi varsa
neden buna ihtiyac duymuslar.
2- 1200yy buyana 1500yysonu yani Caldirana kadar sureci nasil bagliyorsunuz.Bunlar nasil geldiler.Bu uzun zaman Bu zamanda neler olmus.Paluya ,Dersime ne zaman gelmisler.
Sevgi, Saygilar
Toronto
Canada





Cevap:


Değerli Can kardeşim Ali Bey,

Siz ve Sizin Babanızın şimdiden, Çarerkan'lar hakında çıkartmak istediği kitap konusunda, Babanıza ve size şimdiden tebrik ve teşekürümü Çarerkan Dergah'ın Fakiri Fukara'sı ve hizmetkârı olarak size olan sevgimi tehmin etmek isterim.

Değerli Can, iki tane makbul geçen soru sorumuşunuz!

Çarekan Aşiretinin Ocağı Kureyşan Aşiretidir. Bugüne kadar Pirler gelip gider ziyaret ederler. Çarerkan Dergah'ıvarsa neden buna ihtiyaç duymuşlar?

Bu sorunuz gerçekten mantık olarak sorulması gereken sorulardan birisi, ama bilindiği gibi Bektaşi
Alevi örgütlemesinde 12 post Pir ve Rehberler vardır ve bunların üstünde Mürşid Postuna, Post-i Nişan oturan bir Velimiz vardı. Bu 12 Post her biri birbirine bağlı, yeri geldiğinde birbirine Rehber'lik yaparlar ve bundan dolay Kureyşan Aşiretine değilde Kureyşan Ocağ'ına bağlı olan Talib Çarerkan Aşireti ve nasılki Kureyşan Ocağı, Baba Mansur Oçağ'ına bağlı ve Talib'i ise ve diğer Ocağ'larda bir şekilde birbirinin Talibleridir ve Haci Bektaş Dergah'ına bağlı oldukları gibi örgütlenmişlerdir ve birbirine hizmet verirler.

Hakkulasını toplarken birbirinden toplarlar ve Hacı Bektaş Ocağ'ına veya Vakıfına ve oradanda ihtiyaçı olan insanlara veya örgüt faaliyetleri içinde dağılırdı. Bilindiği gibi kurtuluş Savaşı zamanında, nasılki Mustafa Kemal Atatürk'e halkın müçadelesine ve kurtuluşuna yardım olarak bu hakkuladan veya Vakıf kassasından yardım ve bağış edilmiş'dir.

Not olarak: Bu olay böyle geçmek lazım, Çarerkan aşiretin sadece Kureyşan Ocağı değil Baba Mansur Ocağı'da Rehberlik yapmaktadı, bazı bölgelerde Çarerkan'lara Sarı Saltuklarda Dedelik ve Rehberlik yaptığını söylenmektedir, genelde Çarerkan'lara, Kureyşan Ocağı çoğunlukla Dedelik yapmakmışlardır.

Bilinen bir gerçek daha var 1930-50 yıllarına kadar Kılauslar Aşiret'i ve diğer 11 Aşiretlerde, Çarerkan Aşireti'nin ve Oçağ'ın Talibi'dir ve bu diğer Çarerkan kolarından birisi tarafın'dan yerine getirilmiştir.

Bunlardan örnek alarak bu aşiretleri suna biliriz: Hormekanlar, Butkanlar, Abtalanlar, Kılauslar, vs,vs... ve sizler araştırma sayfamıza baka bilirsiniz.



Bu anda bilinen 12 Post olarak görülen

Baba Mansur Ocağı
Sarı Saltuk Ocağı
Kureyşan Ocağı
Ağuiçen Ocağı
Abdal Musa Ocağı
Çarerkan Ocağı

Bilinen bir gerçek daha var, ne yazıki Kahraman Maraş'ta genelikle Ağuiçen Oçağı'na bağlı olan Talibler'den aldığımız duyumlara göre, o bölgede Ağuiçen Dede'leri aşağı yukarı 50 yıl, 60 yıl'dan beri kimse oralarda Ağuiçen dedelerini görmemektedir.

Bu durum karşısında görülmektedirki Alevi Bektaşi örgütlemesi, Hakk – Mohammed -Ali yolunda Ehlibeyt felsefesine dayanarak Pirlerimiz yetersiz kalmışlardır, Hz Hüseyin Kerbelalullah'nın yolunda görevlerini tam olarak yerine getirmemekteler.

Ehlibeyt Alevi Bektaşi örgütlenmesine Padişah Yavuz Selimin (M.S) 1512'den 1520 yılına kadar Emevi ve lanet Yezid'in yolundan ayrılmamışlar ve Padişah Abdulhamid (M.S) 31. Ağustos 1876 'dan 27. Nisan 1909 yıllarına kadar, büyük darbeler, katliamlar ve iftiralar Alevi toplumuna zarar vermiştir geriye doğru baktığımızda nicelik olgular, nitelik olarak katlıyamlara dönüşmüşdür ve bunun daha da devam edeceği malumdur, çünkü Emevi felsefesinin görüldüğü kadar devam etmektedir, bu olgular T.C Hükmetlerin'in ve Emevi Diyanetin'nin yolları kapalı, halkın çıkarına alınan kararların olmadığı için halkın kalbin'de bir burukluğun olduğu bellidir ve ne zamana kadar, bu olguda halkların çıkarlarına doğru kim yönelirse, o halkların önderi olacaktır ve o zaman kadar bu katliamlar devam edecektir.

Ne yazıki Alevi Örgütlenmesi daha ki Pir Baba İlyas'dan ve Haçı Bektaş'dan bu zamana kadar, örgütlenmsinin, baskılardan ve asimilasyon'dan geçdiğinden dolay yok sayacak kadar azalmıştır, ama kısada olsa deyinmeye çalişicam, baktığımızda bütün Ocak'lar kendi içinde örgütsüz'dür, tamam seyyitler var ama Evladı Resul olarak varlar, ama onu örgütlü bir yapı olarak yoklardır, bundan dolay Vasıflı değiller.

Bu durum bizim içinde geçerli, yani Çarerkan'lar için farklı değildir ama biz hiçbir zaman Kureyşan, Baba Mansur, Sarı Saltuk ve Ağuiçen Oçaklarına Dedelik hizmetlerinden her zaman karşılarında Ali-i Velilullah'ı görmüş gibi karşısında eğiliriz, bizim için hiç biririsi birbirinden farklı değildirler ve bizim için bir Mübarek'dir (kutsal'dır).

Biz Allah'ın huzurundayız ve kendimizi Vasıflı olarak nasılki Hz. İbrahim kendi toplumuna Vasıflı ise, bizde öyle kendimizi Cematimize, yani Allah yolunda Talib olan ( bağlı olan) hakk ve adaletini savunan ve Hz. Muhammed'in şefkatı, Hz. Ali'nin diretkarlığı ve İmam Hüseyin'nin fedakarlığını ve Allah'ı Tala'nın bize vermiş olduğu Harzemşah'ların ve Hadis'lerden işaret olarak Bayrağından bellidir. Dergah sayfamıza.Bu Hadis'ler konusunda sizleri bir sayfa açarak bilgilendireçeğiz.

Ali Bey sizin sadeçe bir sorunuza cevap verdim ve ikinçi sorunuza, kısa bir zaman sonra nasib olursa cevaplandıracağım.
Yazan: Seyyit Fakiri Fukara



Yazan:  Mehmet

Tarih:  Çarşamba , 30.09.2009,   saat 19:27



'Burada bazi cok önemli konulara deginmek istiyorum. Ben tamamiyle Carekan (dikkat Car-Erkan degil) asiretinin bir "üyesiyim". (yinede emeginize saygi duymam ile birlikte) Affedersiniz ama bu sayfada yazdiklarinizin bir cogu tarihi gerceklerle örtüsmüyor ve tamamiyle sanki resmi ideoloji zemininde hazirlanmis gibi bir görüntü ortaya cikiyor. Bugüne kadar hic bir Carekanli tarafindan bizlerin seyyit oldugunu duymadim. Carekanlilar seyyit DEGILDIR. Bizler yüzlerce seneden beri Kureysan ocaginin talipleriyizdir. Bu cok önemli nokta. Ayrica sizin saydiginiz dört kisiyle, yani "Car" kisiyle hic bir alakamiz söz konusu degildir. Onlarin ismini ilk defa sizlerden duyuyorum. Hic bir yasli Carekanli tarafindan bugüne kadar öyle birsey duymadim. Ayrica yüzlerce seneden beri Kirmancki konusuruz, bunu nasil inkar edebiliriz? Yani Dersim Kirmanclarindaniz (isteyen kendini Zaza ve Kürt de görebilir). Fakat sunu unutmamak lazim. Alevilik Türklügün tekeli altinda degildir. Alevilik bir inanctir. Bir alevi Türk de olabilir Kürt (Kirmanc ve Kurmanc) de olabilir. Eger sizin mantiginiza / arastirmaniza göre hareket edecek olursak bizlerin Arap olmasi lazim, cünkü ehli-beyt etnik kimlik olarak arap oldugundan. Demek istedigim su: Aleviligi hic bir etnik kimlik altina alamazsiniz. Yedi sülalesi Carekanli olan bir insan olarak gecmiste Türkce konustugumuzu ve Türk oldugumuzu hic bir büyügümden duymadim. Millete Kirmanc diye kendimizi tanimlariz. Tirk bizde sünnilere söylüyorlardi. Ve sunuda eklemek istiyorum. Bizler Kureysan ocagina bagliyiz. Bizler Dede degiliz. Dolayisiyla arastirmalariniz cok yanlis. Tarih arastirmalari internet üzerinden yapilamaz. Bilimi eger resmi ideoloji üzerinden yürütecek olursaniz bu o zaman bilim olmaktan cikar. Carekanlilar hic bir zaman Türk-Islam tarzi bir zeminde bulunamazlar.
Bugüne kadar Carekanlilar ile ilgili bilimsel arastirmayi sayin Necati Güven (kendisi akrabam olur dogal olarak, ayrica insan haklari hususunda yürüttügü calismalardan dolayi kendisine saygim daha da artmistir) yapmistir. Kisa bir makalede belirtmistir Carekanlilarin tarihini. Eksikler var evet, ama herseyden önce tarihe bilimsel yaklasmistir. Kendisine saygim sonsuz.
Sizin arastirmalarinizda ise dogru buldugum seyler sadece Carekanlilarin farkli kollariniz yazmis olmaniz. Diger yazdiklariniz ne yazikki bilimsellikten tamamiyle uzak. Bunu ben demiyorum. Uluslararasi bilim adamlari söylüyor.
(sizden bu yazimi diger akrabalarimin yazdi yorumlarin bulundugu sayfaya eklemenizi rica ediyorum)

Saygilarimla'



Cevap:


Aşık Paşa

Garibnamesinden

Bir Örnek İnsanlık adına Siir



Her kim bana ağvar (düşman) ise
Hakk Tanrı yar olsun ona
Her kancarü( bella) varır ise
Bağ-ü bahar olsun ona

Bana ağu sunan kişi
Şehd-ü şeker olsun işi
Kolay gele müşkül işi
Eli erer olsun ona.

Acı dirliğim isteyen
Tatlı dirilsin dünyada
Kim ölümüm ister ise
Bin yıl ömür olsun ona

Her kim diler ben har olam
Düşman elinde zar olan
Dostları şad-ü düşmanı
Doost ma'şuk yar olsun ona

Ardımca taşlar atanı
Hakk Taht'a ağdırsun anı
Önüme kuyu kazanı
Güller nisar olsun sana

Her kim diller ise benim
Ol dostumdan ayrıldığım
Gözlerinden hicab gitsin
Dizar ayan olsun ona

Bu Muhlis oğlu Paşa'nın
Güldüğüm istemeyenin
Ağladığım isteyenin
Gözüm pınar olsun ona


Sohbet derin bir olaydır, içimizdekini dışarı vurma olayıdır, Sohbet olmayan yerlerde ilk Nefsin ve Şeytan'ın çemberinde dolaşmak gibi olur. Doğruları, Adaleti, Birliği, Yanlışı ve Yol erkanını konuşmak yüçe  Allah'ın  yanımızda  olması demektir ve bir hayat İbadeti sayılmaktadır, asıl demokrasi bu olması gerek. ( Seyyit Fakiri Fukara)



Can dostum Mehmet bey,

biz sadece bilgi akışında ve araştırma yönümüze bakmayın, manevi yönünde Dört Kapı- Kırk Makam konusunda kendimisi tabi tutmakta ve Ehlibeyt'in hakk yolundan bir direm sapma olsa bile, ihanet sayılır ve Hakk'ın nurlu yolun'dan ayrılmak bundan dolay istemeyiz.

Bizim yolumuz Hakk yoludur, aşıkârdır ve onun adaletin felsefesinde kendimizi tabi tutmuşuzdur.

Bizler Faşist iktidarların, Emperialist'lerin ve onun İşbirlikçilernen ve onların lafta Açılımcıları ile ahlakamız yoktur, Parlementonun içinde ve dışında olan guruplar, hepsi bizçe aynı kapı'dan çıkarlar, çünkü Türkiye halklarına ters düşen hareket veYezit'nen masaya oturan örgütler, ister kendine Alevi örgütlemesi , ister Kürt örgütlemesi adlandırması ile empoze edmeleri ve onlar Halkları sömürmek için açılımları kabul görmüşlerdir ve meşru göstermişlerdir ve kendilerine pay almaya çalışmışlardır. Burjuvazi kendi çıkarı için bu gurublarla bir araya gelmişler ve ayarı dengelemye çalışmaktadırlar.

Değerli Can dostum sizi ben tanımıyorum, sadeçe Mehmet isminizle tanımakta zorluk çekiyorum, birde kendinize Çarerkan'lıyım diyorsunuz ilgimi çekti! Tabi siz kendinizi Çarerkanlı değilde, Çarekanlı görmek istiyorsunuz normaldır.

Bazıları Çarerkanlı olmasına rahmen, kendini çevresine Çarıklı, Çerikli, Çerikanlı ve Çarekanlı olarak algıyor ve alganıyor.

Bir örnek vermek istiyorum, mesele bir arkadaşın babasının ismi Mahmut, ama köylü, arkadaşları ve akrabaları ona bir kısmı Maho ve bir kısmı Mahmo diyorlar, bekar iken Mahmut arkadaş evleniyor, bir kızı ve oğlu oluyor ve onların babaları Mahmo Allah'ın rahmetine kavuşuyor.

Kızı diyorki, benim babamın ismi Maho ve oğlu diyorki, hayır benim babamın ismi Mahmo ve annesi bunlara karşı geliyor ve babaların isminin Mahmut olduğunu anlatıyor, soruyorum kim daha iyi biliyor annelerimi yoksa Çoçuklarımı?

Değerli tanışamadığım akrabam Mehmet Bey, sizin www.ehlibeyt-alevi-seyyitleri.com'a vermiş olduğunuz ilgiden dolay, bizleri akraba olarak sevindirdi.


Bunun gerçek Çarerkan yazılı Kaynak olarak size suna biliriz, Doç Dr. Bedri Noyan Kitabın'dan.

Bektaşilik Alevilik Nedir?
Kitabin'dan Pir Baba İlyas ve Çar-erkan denilen
dört oğlu önemli görevlerde idiler Sayfa: 432
Doç Dr.Bedri Noyan ( Son Mürşidimiz Hakka kavuşmuştur Allah Rahmetini bol eylesin).


Pir Baba İlyas Horasan-i

Çarerkan

Yahya - Mahmud - Halis - Muhlis

KaynaklarÇarerkan


İz bırakan Erenler ve Alevi Ocakları Kitabın'dan Ocak'larla ilgili alıntılar Sayfa: 26-33 Değerli Yazarımız: Veli Saltık

Pir Baba İlyas'ın nereden geldiğinide anlatıyor.

Elvan Çelebi'nin Menâkıbu'l-Kudsiyye kitabın'dan
İsmail E. Erünsal Ahmet Yaşar ocak
TÜRK TARIH KURUMU YAYINLARI


Pir Baba İlyas ve Çarerkan'lar ile ilgili bilgiler, size vermiş olduğumuz bu kitaplardan gerçek kaynak olarak çekinmeden değerlendire bilirsiniz.

Mehmet Bey Çarerkan Oçağı konusunda diyeçeğim İnternet Sayfamızda, inceliyerek konulara daha geniş bir şekilde bakama imkanınız var ve önyargılarınızı bize karşı bir karışda olsa azalta bilirsiniz.


Tabiki bizim Dede olmamız veya Seyyit olmamız, Çarerkan'lar Soy itibarı ile Pir Baba İlyas Horasan-i sadece bağlandığından dolay değil, büyüklerimizde bizlere son olarak Kılauslar Aşiretinin bize talib olarak bağlı olduğu ve birkaç Aşiretin bizim Oçağımıza geçmişte bağlı olduklarını söylemekteler, nedense Pir – Talib bağı koptuğunu ve bu Alevi hizmetinin neden yerine getirilmediği konusunda araştırma çalışmamız sürmektedir ve kısada olsa İnternet sayfamızda yayınlayacağız.

Faik Bulut'un, Dersim Raporları Kitabın'da Çarıklı Aşiretin, Ahmet Yesevi'den geldiğini ve o da İmam Çafer'e dayandığını söylemektedir. (Faik Bulut'un, Dersim Raporları Kitabın'da Sayfa 16)




Tabiki biz bunu kabul ve gerçekçi görmemekteyiz,ama geçmişte Halkın kültürü bu kendi gerçeğin içinde bir gerçeğin kabul olduğu beli, Çarerkan'ların İmam Çafer-i Sadık'tan değilde, İmam Taki'den 9. İmam'dan geldiğini Yazılı olarak seçeresini vermişiz. olduğu efsane/söylence/Hikayeler kendiside anlatıyor ve en azından 12 İmam'lara ve Ehlibeyt'e bağlandığını büyüklerimizde ve Anadolu Halk'ı bu gerçeği bilmektedir, ama bir nesil daha geçse, kendisi asmilisiyona uğrayıp unutuluçaktı ve biz bunları bügün sohbet etmemizin sebebi bu olayın karşısına çıkıp ve Çarerkan'ların ve Hz Muhammed'in Hadislerinde güçünü aldığını ve göreve çağrıldığını, geleçekte bu konu üzerine araştırmamızı açıklayaçağım Yüçe Hüda bizlere böyle bir yol belirlemiştir ve bu fakir kardeşiniz, Yüçe Varlığın yönlendirmesi ile sebeb olmuşustur, Gali Sipi ve yer gök benim şahidimdir.

Değerli Necati Güven Bey'in internetinde bilimsel olarak yayınladığı Aile Tarihçesi konusuna tümüne katılıyoruz, en azından bize bazı konularnan ilgili ışık tutmaktadır ve daha da geliştirmek için kendisini ve bizi bu göreve çağırmıştır.

Necati Güven Bey, kendisi böyle bir açıklama yapmakta:

Palu tarih'i incelemelerimizde Bıyıklı lakabı Palu Çermik Beylerinden Bıyıklı Mehmed Bey Dede görülmektedir.Aşiretin Çarek olarak söylenmesi ve yine Bıyıklı Mehmed'in kardeşinin isminin Hüdaverdi oluşu, bir ilişki olup olmadığı konusunda incelenmesi gereken hususlardır.

Mehmet bey, Necati Bey'in Aile Tarihçesinde okuduğunuz gibi Çarerkan Aşiretinin Dedelik görevinide üstlendiğini bir dönem anlaşılmıştır, açıklanması için incelenmesine ve araştırılması için kendi kanaatınca tabi tutmuştur.

Değerli Canlar size soruyorum?
Önemlimi benim Türk, Kürt ve diğer ülkelerin Vatandaşı olmam, aslında

İnsan-ı Kâmil olabilmek asıl değilmi?

Dünya İnsanları ile ve Halkları ile bir olmak amacımız değilmi?
Haçı Bektaşı Veli söylemedimi bize!
Hiç bir milleti hor görme, demedimi?

Değerli Canlar, bir fark koymak gerekmektedir, Halk düşmanlarıyla işbirliğine girmek normal mı, oldu acaba?

Geçmişte niçe İnsanlari terörist veya halk düşmanı diye sorgu sualsız katletiniz, ne oldu şimdi size vijdanınızmı sızladı?

Yoksa menfaatinize mi dokundu, yol alamadığınız içimi acaba, Açılım?


Türk ve Kürt Sanyacıların (Tekelçilerin ve Koprodorların) ve Büyük Toprak Sahiblerin oluşturmuş olduğu işbirliği daha ki Refah Partisi tarafından ve zamnaında başlatılmıştır ve şimdi AK Parti açılımı olarak karşımıza gelmektedir ve neden?

Değerli Canlar bizim amacımız bütün sınırların kalkmasından yanayız, sınırların oluşmasından yana değiliz, çünkü sınırlar savaş demektir, yoksulluk, diktatörlüktür ve şimdiki zamanda modern köleliktir.

Değerli Canlar bunu bilmenizi isterim Doğruluk Dost Kapısıdır, biz bu kapının bekçisiyizi.

O zaman soruyorum hangi günçel politik çıkarlar için , değerli Mehmet bey bizleri Alevi toplumunu ve halkını neden yezit, Şafi nakşibendi Kürt ve Fetullah Gülen'in felsefesinin kuçağına atılmak isteniyor ve öbür taraftanda yezit sünni Türk felsefesinin'de tutsağına ve asimilasiyonuna tabi tutuluyoruz.

İran'da bu anda oradaki Türkmen Alevi toplumuna karşı baskı ve asimilasiyon uygulanmaktadır ve İran'da, Irak'ta, Kuzey Irak ve Azerbejan'da Abbasi Şii ve Çaferi felsefesi ile oradaki Alevi toplumunu baskı altına alınmış ve asimilasiyona tabi tutulmuştur.

Çarekan Aşiretinin Ocağı Kureyşan Aşiretidir. Bugüne kadar Pirler gelip gider ziyaret ederler. Çarerkan Dergah'ı varsa neden buna ihtiyaç duymuşlar? 

Bu soruyu değerli Ali Polat'a sormuştu, gene Mehmet Bey'e tekrarlamak istiyorum.


Bu sorunuz gerçekten mantık olarak sorulması gereken sorulardan birisi, ama bilindiği gibi Bektaşi
Alevi örgütlemesinde 12 post Pir ve Rehberler vardır ve bunların üstünde Mürşid Postuna, Post-i Nişan oturan bir Velimiz vardı. Bu 12 Post her biri birbirine bağlı, yeri geldiğinde birbirine Rehber'lik yaparlar ve bundan dolay Kureyşan Aşiretine değilde Kureyşan Ocağ'ına bağlı olan Talib Çarerkan Aşireti ve nasılki Kureyşan Ocağı, Baba Mansur Oçağ'ına bağlı ve Talib'i ise ve diğer Ocağ'larda bir şekilde birbirinin Talibleridir ve Haci Bektaş Dergah'ına bağlı oldukları gibi örgütlenmişlerdir ve birbirine hizmet verirler.

Hakkulasını toplarken birbirinden toplarlar ve Hacı Bektaş Ocağ'ına veya Vakıfına ve oradanda ihtiyaçı olan insanlara veya örgüt faaliyetleri içinde dağılırdı. Bilindiği gibi kurtuluş Savaşı zamanında, nasılki Mustafa Kemal Atatürk'e halkın müçadelesine ve kurtuluşuna yardım olarak bu hakkuladan veya Vakıf kassasından yardım ve bağış edilmiş'dir.

Not olarak: Bu olay böyle geçmek lazım, Çarerkan aşiretin sadece Kureyşan Ocağı değil Baba Mansur Ocağı'da Rehberlik yapmaktadı, bazı bölgelerde Çarerkan'lara Sarı Saltuklarda Dedelik ve Rehberlik yaptığını söylenmektedir, genelde Çarerkan'lara, Kureyşan Ocağı çoğunlukla Dedelik yapmışlardır.

Bilinen bir gerçek daha var 1930-50 yıllarına kadar Kılauslar Aşiret'i ve diğer 11 Aşiretlerde, Çarerkan Aşireti'nin ve Oçağ'ın Talibi'dir ve bu diğer Çarerkan kolarından birisi tarafın'dan yerine getirilmiştir.

Bunlardan örnek alarak bu aşiretleri suna biliriz: Hormekanlar, Butkanlar, Abtalanlar, Kılauslar, vs,vs... ve sizler araştırma sayfamıza baka bilirsiniz.



Bu anda bilinen 12 Post olarak görülen


Baba Mansur Ocağı
Sarı Saltuk Ocağı
Kureyşan Ocağı
Ağuiçen Ocağı
Abdal Musa Ocağı
Çarerkan Ocağı

Bilinen bir gerçek daha var, ne yazıki Kahraman Maraş'ta genelikle Ağuiçen Oçağı'na bağlı olan Talibler'den aldığımız duyumlara göre, o bölgede Ağuiçen Dede'leri aşağı yukarı 50 yıl, 60 yıl'dan beri kimse oralarda Ağuiçen dedelerini görmemektedir.

Bu durum karşısında görülmektedirki Alevi Bektaşi örgütlemesi, Hakk – Mohammed -Ali yolunda Ehlibeyt felsefesine dayanarak Pirlerimiz yetersiz kalmışlardır, Hz Hüseyin Kerbelalullah'nın yolunda görevlerini tam olarak yerine getirmemekteler.

Ehlibeyt Alevi Bektaşi örgütlenmesine Padişah Yavuz Selimin (M.S) 1512'den 1520 yılına kadar Emevi ve lanet Yezid'in yolundan ayrılmamışlar ve Padişah Abdulhamid (M.S) 31. Ağustos 1876 'dan 27. Nisan 1909 yıllarına kadar, büyük darbeler, katliamlar ve iftiralar Alevi toplumuna zarar vermiştir geriye doğru baktığımızda nicelik olgular, nitelik olarak katlıyamlara dönüşmüşdür ve bunun daha da devam edeceği malumdur, çünkü Emevi felsefesinin görüldüğü kadar devam etmektedir, bu olgular T.C Hükmetlerin'in ve Emevi Diyanetin'nin yolları kapalı, halkın çıkarına alınan kararların olmadığı için halkın kalbin'de bir burukluğun olduğu bellidir ve ne zamana kadar, bu olguda halkların çıkarlarına doğru kim yönelirse, o halkların önderi olacaktır ve o zaman kadar bu katliamlar devam edecektir.

Ne yazıki Alevi Örgütlenmesi daha ki Pir Baba İlyas'dan ve Haçı Bektaş'dan bu zamana kadar, örgütlenmsinin, baskılardan ve asimilasyon'dan geçdiğinden dolay yok sayacak kadar azalmıştır, ama kısada olsa deyinmeye çalişicam, baktığımızda bütün Ocak'lar kendi içinde örgütsüz'dür, tamam seyyitler var ama Evladı Resul olarak varlar, ama onu örgütlü bir yapı olarak yoklardır, bundan dolay Vasıflı değiller.

Bu durum bizim içinde geçerli, yani Çarerkan'lar için farklı değildir ama biz hiçbir zaman Kureyşan, Baba Mansur, Sarı Saltuk ve Ağuiçen Oçaklarına Dedelik hizmetlerinden her zaman karşılarında Ali-i Velilullah'ı görmüş gibi karşısında eğiliriz, bizim için hiç biririsi birbirinden farklı değildirler ve bizim için bir Mübarek'dir (kutsal'dır).

Biz Allah'ın huzurundayız ve kendimizi Vasıflı olarak nasılki Hz. İbrahim kendi toplumuna Vasıflı ise, bizde öyle kendimizi Cematimize, yani Allah yolunda Talib olan ( bağlı olan) hakk ve adaletini savunan ve Hz. Muhammed'in şefkatı, Hz. Ali'nin diretkarlığı ve İmam Hüseyin'nin fedakarlığını ve Allah'ı Tala'nın bize vermiş olduğu Harzemşah'ların ve Hadis'lerden işaret olarak Bayrağından bellidir. Dergah sayfamıza tıkla.Bu Hadis'ler konusunda sizleri bir sayfa açarak bilgilendireçeğiz.


Değerli Mehmet bey, Hz.Muhammed'in (s.a.s) söylediği bir cümle var:

Ben Arabım, ama arab benden değil!

Söylenen derin bir anlam taşıyan, bu çümle ' ben arabım, ama arab benden değil', açaba neydi bu eleştiri? Yoksa ayrıştırma, Hz. Muhammed ne biliyordu ki, bu ayrıştırmayı ve eleştiriyi böyle açık bir şekilde kendisi Ehlibeyt'ine açıklamış olması gerekmektedir ki, bize böyle ve bu şekilde bizim zamanımıza kadar aktarılmış ve ulaşmıştır.
Bir kısım insan bu çümle ile arabların yaramaz bir toplum olarak nitelendirdiğini ve yorumlamış olduğunu biliyorsuz, ama bizler bilmemiz gerekmez mi! Hz.Muhammed'in, insanlar hakında böyle bir düşünçeye varması mümkünatı olamaz, çünkü Hz. Muhammed tüm varlığın Peygamberi'dir ve bu konuda Allah tarafından böyle bir fikir ve zikir edilmediği için Müsaade olmadığından dolay, bunu beyinimizden ve kalbimizden silmemiz gerekmektedir, ama bunu da unutmamak gerekmektedir ki, arabların Emevi ve Vahabi felsefesinden ayrılmamış ve Ehlibeyt'in ve 12 İmamların katliamlarına engel olmamıştır, genede bu çümlenin bir başka anlamı olması gerektiğini  düşünüyorum.

Hz.Muhammde, Ehlibeyti'ne geçmiş ve geleçek konusunda haberdar etmiştir , bu çümle ile yeni bir kapı açmıştır, açaba bu kapı hangi yola varması konsunda kısa olarakta bize işaretler vermiştir. müsaade ederseniz kısa olarak değinmek istiyorum.

Hz. Hüseyin Kerbalullah'dan biliyoruz ki, Hür'ün kendisi yezid'in ordusundan ayrılmış ve kerbela'da şehit düşen Hz.Hüseyin'in yanında yer alarak, şehit olmuş ve Hz. Hüseyin'den , Cennet bekasına göç etmesine Allah'ı Tala'ya dua ederek yalvarmıştır ve yiğit bir türkmen oğlu olduğu belirtmiştir ve Hz. Peyagamber'de Hadis'lerinde Türkmen toplumu hakında dua etiğini bilmek'teyiz.

Bunu da bilmekteyiz ki Hz. Ali kendi oğluna, Halife Hz. Ömer Deylem devletinin kralın kızı ve oğlu hesir düşürerek hesir pazarında satılmak üzere iken, Hazireti Ali bırakmamış ve kendi oğluna 2. İmam Hasan'a, Deylem kralının kızını serbest bırakarak nihkalandırmıştır ve Türkmenlernen münasebetleri böyle bir şekilde başlamıştır ve ayreten Peygamberin arab olduğu nerden beli?

Bir düşünmek gerekir ki Hz. Muhammed soy itibarı Hz. İsmail'e ve Hz. İbrahime bağlı olduğu beli Soy seçeresinden belidir ve Hz. İbrahim kime bağlı olduğunu araştırdıkmı? Bu konu ile başka zaman geniş bir şekilde değinmek istiyorum ve buna bağlı olarakta Türk, Kürt ve Alevi meselesine, daha geniş bir şekilde yer vermek istiyorum, kusuruma bakmayın.

Değeri Mehmet bey biliyorsunuz ki Baba Mansur'lar, Sarı Saltuk'lar ve Kuryeşan'larda Ehlibeyt'in torunlarıdır ve Arab bölgesinden soy itibarı ile geldikleri için onları kendimize Pir tutmıyalım mı kendimize  açaba?

Değerli Mehmet bey bu mantık bizi çıkmaza götürür ve ezilip kalırız ve bizi kimse kaldıramaz, can dostum.
Yazan Seyyit Fakiri Fukara.



Değerli Canlar


Kurban Bayramı sadece koyun kesmek değildir, insanlara et dağıtmakta  değildir. Yüçe Hüdaa insanlardan, Hakk'ın yoluna (Kanunlarına) tabi olmaktır, yani Talib olmaktır.

İnsanların birbirine sevgi ve saygı içinde olması ve bu Hayat İbadeti

yerine getirilmesi gerekir, aksı takdirde kurban yerine gelmez.

Ailelerin bir birine küskün olamamalıdır ve dayanışma içinde olması gerekir.




Nasılki Hz. İsmail Peygamber, babasının, Mürşid'inin ve İbrahim Peygamberin yolundan ayrılmadıysa, aynısı Halillulah'da yüçe Hüdaaa'nın bir direm bile sözünden ve Şeriat'ından (Allah'ın  kurallarından veya Kanunun'dan ayrılmamıştır).


Talib olmak Hakk yolundan arılmamakdır



 Allah yolunda talib olan, Canlara yüce Mevlam'dan sabır ve Halil İbrahim Peygamberin bereketi üzerlerine bol, bol aksın taşımasın.


Kurban Bayramları hayat ibadeti içerisinde Mübarek olsun




Yazan:  İmam Dikmen

Tarih: Saligünü, 30.11.2009,   saat 23:20


değerli can dostum fakiri fukara

sizin mehmet beyle olan konunuzu okudum fakat mehmet beyin gerçekten bazı gerçeklerden habersiz olduğu ortada.

seyit demek arapça edebiyat fiil çekiminde sefendi demektir. onun içinde hz. muhammed (s.a.v.) imam hasan ve imam hüseyin (a.s.)'lar cennet gençlerinin efendileri dir demişlerdir.

imam hüseyin (a.s.) soyundan gelenler kendilerine efendi yani seyyit diye hitap ederler.

imam hasan (a.s.)'ın soyundan gelenler ise kendilerine şerif diye anlandırırlar.

imam cafer sadık (a.s.) soyunda gelenler ise caferi derler

imam musa kazım (a.s.)'ın soyundan gelenler ise kendilerine musevi derler. Yani burda açıklanması gereken konu çarekanlıların seyyid olmadığı anlamıda gelmez. onun için de değerli kardeşimiz kuran ve ehl-i beyt araştırmalarında hz. muhammed (a.s.) soyu ve seceresi ve imam ali (a.s.) soyu hakkında makalelerine bir göz atmaları kendi icapları olur.

alevi : aleviyye konusu orda kaynakları ile mevcuttur.

türkiye ve ve iranın bir kısmı ve azerbaycannın bir bölge dışında alevilik kelimesi yoktur. yani bu üç ülke dışında alevilere

aleviyyen yani ali evlatları veya

aleviyyun yani alinın kız çocukları anlandıdadır.

doğrudur biz türk değiliz arap kökenindeniz. ama ne yazıktır ki bizlere insanca yaşama fırsatları vermedikleri için bizler hep baskı altın ve diğer ülkelerde yaşamak zorunda kalmışız.

örnek olarak bize

abdallan aşireti diyorlar ama biz kendimize seyit veya şerif demiyoruz. ama kesindir ki biz de ali (a.s.) evlatlarıyiz

mesela kızılbaş alevi bektaşı gibi lakaplarla çağrıyoruz kendizi.

bizden de abdal pirsultanlar erenler gibi makamları elde eden devrişler çıkmaktadır.

tabi buda bir makam ve insan-i kamilliği ile bağlantılıdır. onun içinde bu gibi olan hadisler açılarından dolayı bir birlerimiz kırmayıp birlik ve beraberlik olalim.

abdal pirsultanın dediği gibi

gelin canlar bir olalim diri olalim müşrike kılıç çalalım.

yoksa yezidlere meze oluruz.

kuran ve ehl-i beyt sevgi ve saygı selamları ile imam dikmen'



Cevap


Değerli can dostum İmam Dikmen

Alevi toplumunun en büyük zenginliği kendi için deki birliğini koruması idi, Hacı Bektaş Dergah'ını kapatılması ile örgütsüz bir toplumun yaratılmaya çalışılmıştır ve pirlerinden yoksun bırakılmıştır.

Asimilasiyon büyük bir hızla türkiye sınırları içerisinde yürümektedir ve bunun ançak doğru bir örgütlü bir yapı, bu asimilasiyon aygıtını ancak durdura bileçeğini canı gönülden inanan fakir bir kulum.

Değerli can dostlarım, asimilasiyonu uyguliyan kurumlar genelde Ehlibeyt'in, 12 İmam'ların ve Veli'lerin şeriatın'dan (kanunun'dan) gitmeyen bir anlayışdır ve temeleri zayıf olan bir felsefi görüş mutlaka onlar nefsin tutzağına düşmekte zorluk görmiyeçeklerdir ve Hakk'ın vermiş olduğu adaletin,beraberliğin, eşit haklara sahib olan bir toplumu istememekteler.

Bunlar kimlerdir, bunlar dünya devletleridir, bunlar tekelçi ve komprodor burjuvasi, bunlar suni toplumdur abbasi ve emevi felsefesini kenisine siper yapan, bunlar çahiliğin ve geriçiliğin kendisine simge yapan anlayıştır.

Bizler kendimizi katiyeten Ehlibeyt'in yipini elden birkmıyaçağız, Hakk Tala Ehlibeyt'ini temiz kılmıştır ve her kimki bu Hakk'ın ipine sarılır yani kuranına, şeriat'ına sarılır o kurtuluşa erer.

İmam Çafer Sadık, Ehlibeyt'in Hakk'tan gelen Kuran-ı Kerim-i ve yüçe Varlığın şeriat'ını ( İnsan tabiyatına uygun ve adaletin kanunları anlamında kavramak gerekir, yani suni abbasi veya emevi şeriat'ından farklıdır, İmam Cafer-i Sadık'ın bizlere miraz bırakmış olduğu İmam Cafer Buruğunu, mazlum Alevi toplumun bir kanunu haline gelen bu buyruk, kuran-ı kerim-i özetliyen ve yol gösteren bir kitap'dır.

Alevi toplumu, İmam Cafer Buyruğu'nu kendisine siper almış ve Mürşid'in, Veli'lerin ve Evliya'ların görevleri ve amaçları. Taliblerin görevleri ve amaçları ve hakk ve adaletin insanlar arasında nasıl uygulanaçağı konusunda bilgilendirmiştir bizlere ve bizde Ehlibeyt'in, İmam Hüseyin kerbelullah'ın 12 İmam'ların, İmam Cafer-i Sadık'ın, Velilerin, Mürşid'lerin ve evladı Resul'un Seyyit'lerin yolundan ayrılmaması ve itikatını tamamlamasıdır.

Kendilerine Caferi diyenlere, Veli'lerin, Seyyit'lerine ve Mürşid'lerine tabi ve biat etmeleri gerekmektedir, madem siz kendinize Caferi diyorsanız Alevi Pirlerine ve Mürşidine biat etmeleri gerekmektedir.

İmam Dikmen'e bundan dolay katılıyorum, birbirimize kin ve öfke ile birbirimize bakmamak, gelin canlar bir olalım münkür, munafuka kılıç salayalım, Pir Sultan Abdalın bu devrim nitelikteki beytin'de birlik isyanını bildirmiştir.

Can dostum İmam Dikmen vermiş olduğun bilgilerden dolay sana teşekürlerimi sunmak ve Yüçe Hüüüdaa katında makbul ve değer görsmesini canı gönülden isterim. Can Dostum biz yolun başlanıgıcındayız  Seyyit Fakiri Fukara.



Yazan:  Mehmet Kemal Verani

Tarih: Pazargünü, 14.12.2009,   saat 00:34



Değerli canlar merhaba bende çarekan aşiretinin bir ferdi olarak çoktandır alevi seyyitleri adlı sitenizi canı gönülden takip ediyorum.Gerek tarih bilgilerim,gerekse aile büyüklerimin sözlü anlatımlarından edindiğim  bilgiler ışığında araştırmalar yapmaktayım .Değerli can fakir fukara kardeşimin verdiği bilgiler ile benim araştırmalarım sonucu   ulaştığım bilgiler bire bir  örtüşüyor.Bundan dolayı  kendilerine ve çarerkan dergahı-ocağına saygı ve sevgilerimi  sunmak isterim.Ayrıca bugüne kadar vermiş olduğunuz emeklerden dolayı şahsım adına teşekkürü bir borç bilirim.Değerli canların sohbetlerini devamlı takip etmekteyim şuana kadar sohbetlerinize katılmamıştım fakat  şimdi katılma ihtiyacı duydum.HZ. ALİ nin bir sözü aklıma geldi diyorki "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" bu söz bilginin ne kadar önemli ve bilgiyi vereninde ne kadar değerli olduğudur.Buraya kadar bir sorun yok  sohbet yazılarını okurken mehmet arkadaşın yazdığı yazı ilgimi çekti okudum  bilimsellikten bahsetmiş ama bilimsellikten çok uzak bilmsel  verileri ortaya koymamış bilimadamları böyle diyor geçiştiriyor .Tarihi yaratanlarla tarihi  yazanlar aynı kefeye konamaz,çünkü resmi tarih galip gelenlerin tarihidir ya mağlup olanların tarihi nerede o tarihten bahsedenler nerede işte bu kayıp tarih yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır.Bin yıllardır süren mücadeleler sonucunda her türlü baskı ve asimilasyon politikalarına karşı ayakta durmaya çalışan kardelenler gibi ayaktayız.Ayaktayız çünkü bu gün halen herşeye rağmen mücadeleye devam ediyorsak o zaman varız diyebiliriz.Selçukluda baba ilyas ve nice yoldaşları asıldı Osmanlıda pirsultan Abdal ve nice yoldaşları asıldı günümüzde seyyit rıza ve nice yoldaşları vb...asıldılar .Neden asıldılar?Bu şahsiyetler aynı ana ve babadan doğmadılar ama aynı pınardan doğdular,amaçları hak yolunda mücadele etmek mazlumun yanında olmak zalimin karşısında durmak bütün meselede bu seyyitlik bunu gerektirir biz burdayız peki sen  neredesin?Ne mutlu insanım,ne mutlu seyyitim ne mutlu çar-erkanım ne mutlu çarekanlıyım.susmak unutmaktır;unutmak ihanettir.     Yazan :Seyyit Mehmet Kemal Verani 


Cevap


Can ışığım Seyyit Mehmet Kemal Verani yazmış olduğun yazını canı gönülden okudum ve elim, kolum  tutuldu ve senin yazının üzerinden ekliyeçek birşey bulamadım. Her nerede olursan ol yüçe Mevlam seninle  beraber olsun ve Gali sipi yolunu düzletsin.



Çarerkan Dergah'ından siz değerli Çanlara ve o yüçe Hüdah'nın (Allahu Tala'nın) sevgisini kalblerinizde ve ruhunuzda taşıyan tüm taliblerimize selam olsun. 



Muharem yasınız ve 12 İmamların oruçunu Yüçe Hüdaaah kabul görsün.


Ferman bayrağını göglere  çeken eyyy sırrı hakikat yolun devrimçisi Pir'i Kerbelullah, bizlere yol gösteriçisin ve hakikat fermanını zalimlere karşı okuyansın.


Kerbela ve Aşure 1     Tıkla





















     

            2010 yılına girerken

                  Çarerkan Dergahın'dan

                 Sevgi ve Saygı dolu yıllar