Sohbet 3



Değerli Canlar özümüz Fakiri Fukara olarak, Sohbete katılmak üzere olan tüm kardeşlerimi Allahın huzurunda selam'lıyorum.

Sohbet derin bir olaydır, içimizdekini dışarı vurma olayıdır, Sohbet olmayan yerlerde ilk Nefsin ve Şeytan'ın çemberinde dolaşmak gibi olur. Doğruları, Adaleti, Birliği, Yanlışı ve Yol erkanını konuşmak yüçe Allah'ın yanımız'da olması demektir ve bir hayat İbadeti sayılmaktadır.

Bu üç ölçümlü Deryamızda (Dünüya'da), Şeyhtanın çirit oyndığı alanda tüm İnsanlığı Ehlibeyt'in Sancağın ve son kurtuluş İslam- bayrağın altında, Ehlibey'tin doğruluğunda birleşmsidir.







Yazan: Taner Tastan

Tarih: Pazargünü, 17.01.2010, saat 03:31


merhabalar bende çarekli aşiretindenim bizim ailemiz Aşkale ilcesi kurtmahmut köyünde yerleşik sizin yazınızı okudum ve yine necati güven beyin aile tarihinide okudum ve hemen hemen bizim aile büyüklerinin anlatığı ile aynı fakat çok önemli bir hata sadece kendi aile tarihini aşiret tarihi gibi algılayıp yazmaları. benim yaptığım araştırmada özelikle 1400 lü yılarda sonra sürekli Erzincan Erzurum Bingöl Dersim bölgesinde bütün yazılı kaynaklarda aşiretin ismi geciyor. türk dili üzerine en eski yazılı kaynak olan KAŞKARLI Mahmutun kayıtlarında çarekli zazaları oğuz boyu olarak ve yine yukarıda yazdığım bölgede olduğu yazılı burda yaparlı aşireti ismıde birlikte geciyor lütvan dikat EVLİYA Celabide yine Lolanlı .izolu .yaparlı. çarekli aşiretlerini birlikte bulundukları ve yukarıda saydığım şehirlarde göcer olduğunu ve hayvanlarını otlatığını görürsünüz ve özelikle evliya celebinin palo beyi ile yaptığı soylaşide bu aşiretler için [ben sadace Bingöl yaylasına bu aşiretler giderken vergi alıyorun bu aşiretler ile hicbir ilişkim yok hata verdikleri yiyecekleri dahi yemiyorum .] şeklinde beyanı var burda verdiklerini yememesi bu aşiretlerin alevi olmasından . Bıyıklı ahmet konusu ise özelikle Erzurum ili Hınıs ilcesindeki 15 tane alevi köyün ataları olarak BIYIKLI AHMET dede den geldiklerini Hınıs ilcesini araştırır sanız görürsünüz ve dede soyundan geldiklerini söylüyorlar . HALACOĞLU nun yaptığı sonki araştırmada ERZURUM eyaleti tarihinde çarekli aşireti ULU YÖRÜK olarak geciyor ve 1450 1500 1600 lü yılarda Erzurum Erzincan Dersimin yarısından fazlası Bingöl ve Sivasın yarısı dahil bütün alevilerin Kethudası yani beyi olduğunu ve ulu bir soydan geldiğini vergi kayıtlarının üçte biri çarekli aşiretine bağlı köy ve yerleşimler in kayıtları yazılı ve özelikle Erzurum eyaleti markezi o yüzyılarda Alevi olduğu kethuda isimlerinden anlaşılıyor hic süni isim yok. aşiret tarihini Diyarbakır da deyil ERzurumda aramalısınız bu arada Akoyunlular döneminde Çarekli aşiretinin bir kısmı evet Diyarbakıra yerleşmiş ama ama Şah İsmail le birlikte Çaldırandan sonra Diyarbakırı terk etmişler ve yine Evliya celebi Diyarbakır incelemesinde hamam vebircok bina isimlerinin çarekli olduğunu ama yapanların bilinmediğini yazıyar doğrudur çünkü biz çaldıran dan sonra diyarbakırı terk ettik ve özelikle AKKOYUNLU döneminde Palo beyleri bizim emrimizde idiler çok doğaldırki bizim dersşimde eski gücümüzü toplayınca onları dersimden kuvaladık.



Cevap:



Değerli Can dostum Taner Bey,

Sizin yazmış olduğunuz yazının bütününe katılamıyorum, çünkü yazmış olduğunuz yorumunuzda

1.si Kaçkarlı Mahmut konusunda, kendisi 1400 yıllarında değil, 1008 - 1105 ( Belge: Vikipedi, özgür ansiklopedi) yaşamıştır ve bu konuda sizin dikkatinizi çekmek isterim ve başka bir kaçkarlı Mahmut var ise, bir belge sunsanız ve açıklarsanız memnun olurum.

2.si Evliya Çelebide Lolanlılar, izolu, yaparlar ve Çarerkanlar (Çarekliler) konusundaki belgeyi iletirseniz memnun olurum, çünkü bu konuda bir şey bulamadık.

3.si Yusuf Halacoğlu'nun ne kadar ciddi alınacağıda bir soru işareti var, onun son açıklamalarından dolay ( alevi türkmen – kürt – ermeni) konusunda biraz şühpeli durumlar yaratığı için dikkatlı olmakta yarar var, ama genede Erzurum araştırmasında doğru olduğunu, sizi bu konuda destekliyorum ( Aleviler Erzurum'da, bu konuda vermiş olduğunuz tarih'de çoğunlukta olduğunu, doğru görüyoruz ).

Yapmış olduğunuz araştırmadan dolay Çarerkanlar hakında sizi gene cani gönülden tebrik etmek istiyoruz.

Değerli dostum Taner Bey, Necati Güven Beyin aile tarihini internete yüklerken, hakk payınız var,çünkü sadeçe kendi Şah Hüseyin kolunu işlediğini görüyoruz, ama bize göre o dönemlerde tüm Çarerkanları değil tüm doğu Anadoluda Alevi toplumunu temsil etmekte idi, genelde Şah Hüseyin'ler Çarerkanlar meçlisinde seçilerek kendi aralarında o konuma getirilmişti ve Osmanlı döneminde Tımarlı Sipahilerin toprak ilişkileri ve Beyler Beyi olarak bilinen Çarerkan Aşiretinin, Ağasından tutun tüm alevi toplumunu ve ferdine kadar bağlardı, çünkü tarih yazmak ve yapmak Şah Hüseyin'e ve onun dönemine ona bağlı idi ve Osmanlı devletini bile etkilemiş bir durumunda idi ki, Osmanlı Çarerkan aşiretine fazla bağımlı olmamak için ve alevi toplumu feodal yapıda örgütlemesine bile tahmüllü olmiyan bir osmanlı, ne yapa bilir? Alevi toplumunun örgütsüzleşmesine gidilmiştir ve katliamlar gündemde olmuştur.

Çarerkan aşireti tanzimat Abdulhamid döneminde ve Çumuhriyet döneminde çok güçlü bir yapıya sahib olan Çarekli'ler, bu dönemleri çok iyi irdelemek için ayrı bir araştırmaya tabi tutmak gerekmektedir. Bu dönem Koçgiri aşiretide çok güçlü bir durumunda idi.

Ne oluyorda bu tanzimat döneminde sınıfta kalıyorlar?

Neden Pir Baba İlyasın, Muhlis Paşa'nın ( Boz Atlı'nın) , Haçı Bektaşı Veli'nin, 12 İmamların ve Ehlibeyt'in yolundan neden gidemediler?

Neden Haçı Bektaş Veli Dergah'ı, neden Osmanlı'ya karşı örgütlenemedi veya örgütlendide neden kendi kitlesini harekete geçiremedi?

Neden Cumuhriyet ve Celal Bayar'ın Başbakanlık dönemini, neden doğru okuyamadılar ve Koçgiri ve Dersim katliamlarını ön göremediler?

Neden Alevi toplumu ve halkı Önderlik faaliyetlerini neden oluşturmadılar?

Değerli Canlar bu soruları kendimize sormamız ve cevabınıda kendimiz cevablandırmamız gerekmektedir, çünkü bu anda yaşamış olduğumuz zamana parallelik arz etmektedir ve Açılım düşkünleri Çem Vakfından tutun diğer bazı Dernekler (3 veya 5 üyesi olan) ve bazı eski milletvekileri ve sanaçılar bunlar nasıl olurda tüm aleviliği temsil ede bilmektedir, bu saadeçe hayaldır, Deccalın işbirlikçisi olan AKP ile birlikte kendine alevi diyen ve açılım toplantısına katılan düşkünlük onların boynuna takılmıştır. Değerli canlar, öyle olmuşlar ki alevi toplumun karşısına çıkarlar ve utanmadan, yüzleri kızarmadan birde en iyi alevi olurlar. Açılım ile ilgili konuyu derinlemesine işleçeğiz.


Birde diğer tarafı dinleyelim, yani Osmanlıları (Vikipedi, özgür ansiklopedi'den)

Tanzimat, Osmanlı İmparatorluğu'nda 1839 yılında Gülhane Hatt-ı Şerif'inin okunmasıyla başlayan modernleşme ve yenileşme döneminin adıdır. Sözcük anlamı "düzenlemeler, reformlar" demektir. Batı dillerinde genellikle Osmanlı Reformu deyimi kullanılmaktadır.
Tanzimat çağının önde gelen siyasi liderleri 1839-1855 döneminde Mustafa Reşit Paşa, 1850'lerin başından 1871'e kadar da Âli Paşa ve Keçecizade Fuat Paşa'dır. Fuat Paşa'nın 1868'de, Âli Paşa'nın 1871'de ölümünden sonra reform süreci krize girmiş ve uzun süren bir siyasi istikrarsızlık dönemi yaşanmıştır.
Müfredatımızda Tanzimat Dönemi 1876'da II. Abdülhamit'in tahta çıkması ve Meşrutiyet'in ilanıyla sona ermiş kabul edilir. Ancak genel anlamda Osmanlı Reformunun 1922'de Osmanlı Devletinin sona ermesine dek sürdüğü de söylenebilir.
Tanzimat'ın başlangıcı III. Selim (1789-1807) veya II. Mahmut (1808-1839) dönemine indirilebilir. Birçok tarihçiye göre Yeniçeri Ocağı'nın 1826'da lağvı reform hamlesinin asıl başlangıç noktasıdır.
Reformun ana gerekçesi, Avrupa'nın askeri, teknik ve ekonomik alanlardaki gelişimi karşısında çaresiz kalan Osmanlı Devleti'ni yeni düzenlemelerle ayağa kaldırmaktır. Napolyon'un Mısır'ı işgalinden (1798-1799) sonra bu ülkede Mehmet Ali Paşa tarafından başlatılan reform hamlesi, Osmanlı yönetimine örnek olmuştur.
Değerli Canlar, Osmanlı kendini Tanzimat Dönemi reforma bağladığını ve hangi bir reform yolunu tutaçağını A ve B planları vardır ve bunu kısa bir zaman içinde Paşaları ile Çarerkan/Koçgiri ve Dersim Aşiretlerine karşı saldırılar ve katliyamlar sözkonusu olduğunu tarih içinde gördük ve biz başka Bir şey daha gördük Çarerkan kolları ile ilgili ( İpkanlılar, Beğhanlılar, Meriyemliler, Kuşkanlılar, Koçgirler, Şah Hüseyinler ve diğer kolları ile beraber) feodal yapılarını bir devrimçi alevi yapısına ve o devrimçi yapıya dönüştürmeye bilgi yetersizliğ ile beraber, feodal yapısında ne yazıki hapıs kalmışlardır. Zamanı okunmasında, siyasi ve okonomiyi değişim süreçi geçirdiğini değerlendirmelerinde yetersiz kalmışlardır.

S. Cengiz, Kırmanclar, Kızılbaşlar ve Zazalar, 1995, s. 77-101) Kitabında.

BİRİNCİ “ŞAH HÜSEYİN” (“HÜSEYİN BEY”)
Dersim, “Tanzimat” adıyla anılan dönemde “Şah Hüseyin” adında bir beyin hakimiyeti altındadır. Şah Hüseyin, Dersim’i Kuzuçan (modern Pülümür)’dan yönetmektedir. Fiilen bir Kuzuçan Beyliği sözkonusudur.
Antranik’in “Dersim” adlı kitabında yazdıklarına göre, daha Tanzimat’tan önce, örneğin 1828-29 Rus-Osmanlı savaşı sırasında bile, Kuzuçan’ı bu Şah Hüseyin yönetmektedir.
Sultan Mahmut (1808-1839)’un yolladığı Sadrazam Reşit Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusu Dersim’de Şah Hüseyin tarafından yenilgiye uğratılmıştır (Kaynak: Antranik, “Dersim”, 1901, Tiflis. Türkçe çevirisi için bk. Seyfi Cengiz, Desmala Sure dergisi, Sayı: 6, 7 ve 9, 1993 ve/veya S. Cengiz, Kırmanclar, Kızılbaşlar ve Zazalar, 1995, s. 77-101)
Jandarma Umum Kumandanlığı’nın “Dersim” adlı gizli yayınına göre, “Tanzimat”ın ilan edildiği tarihte, hatta bu dönemin 1863 yılına kadarki diliminde de, Dersim hâlâ bu “Şah Hüseyin”in yönetimi altındadır (Bk. J.U.K., a.g.e., s. 107-108). Bu kaynakta ondan sadece “Hüseyin Bey” diye de söz edilir.
Sultan Mahmut (1808 - 1839 )' un yolladığı Sadrazam Reşit Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusu Dersim’de Şah Hüseyin tarafından yenilgiye uğratılmıştır, ama neden Osmanlı'ya karşı Şah Hüseyin savaştı, çünkü Osmanlı Nakşibendi yezid felsefesi ile Alevi Aşiretlerine saldırı yaparak, kendi yapısını Doğu ve Güneydoğu Anadoluda güçlendirmek istemektedir.

Değerli Çanlar kısada olsa geçmişe değinmek zorunda kaldık ve geçmişini bilmiyen bir toplum geleçeğini sahib çıkamadığı gibi geleçeğini belirleyemez. Bir toplum kendi içerisinde zaflarını tespit yaparak kendi yaşamış olduğu toplumsal yapıyısını bilmesi, tanıması, geliştirmesi ve Sosyal ve ekonomik yapısını anlamsı ve Halk tabakalarının hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi için mücadele verilmesi gerekmektedir.

Dergah'mızın amaçı canlarımızın Dört kapı – Kırk Makamı, kendi yaşamlarında uygulaması gerektiğini ve bir alevinin kendisinde – ailesinde – akrabasında – cevresinde – komşusunda bunun toplamında köyünde, kasabasında, ilçesinde, şehirinde, metropolerde bunun toplamı devletinde ve devam edersek kıtalar arası ve tüm dünya'da bir yanlış olan ve geride kalmış olan bir sistemin ve sosyal ve ekonominin vermiş olduğu hastalıkların dengesizliklerin kendi ve diğer bünyelerde tasfiye etmek için Dört kapı – Kırk Makamı bilmek gerekir ve Mürşidinin eteğini tutup hak yoluna bağlanması gerekir.

Değerli Canlar tahmin ederim şimdiye kadar sizlere Çarerkan Dergahı temelinde açıklayıçı bilgiler verdik ve vermeyede daha gayret ediçeğiz, ama başka konularada değinmeye çalışıçağız.




Yazan: Taner Tastan

Tarih: Pazarertesigün, 15.03.2010, saat 02:00


'merhaba
nasılsınız uzun zamandır görüşemedik iyisiniz inşallah evet
sizinle telafonla görüştüğümde
Hacı BEKTAŞ TA İDİM şaka deyildi öğretmen arkadaşlarla sömestri{karne} tatilinde kırşehirde buluştuk ben ordan
Hacı Bektaşa uğradım sen de beni orda aradın her neyse.
bende Evliya Çelebinin 6 cilt lik
kitabı var sizinle görüşmemden sonra bayağı araştırmalar yaptım
ama çok ilginç souçlara ulştım evet bizim henüz yolun çok başlarında olduğumuzu gördüm
1 Hani Kaşkarlı MahmutTAN bahsetmiştim ya Kaşkarlı Çarek li
ile ilgili kırım tarafın da da olduklarını yazıyordu ya işte bende evliya celebiden kırım kayıtlarını inceledim ve kırımın yukarlarında bugün Balkar bölgesinde Çarek ırmağı ve çarek
vadisinin olduğu bölgede evliya
çelebinin döneminde az da olsa çarelileri yaşadığını gördüm ama ilginç olan çareklilerle ilgili yazdıkları burda çareklilere {ÇAREKS-ÇAREK KUREYŞLER-ÇEREK LER}DİYE hitap ediliyor bu aşiretin bögedeki butün boyların atası babası olarak gürüldüğünü kutsal kabul edildiğini hiç kimsenin dokunmadığını gerk Nogayların
gerek tatarların gerk çerkezleri ve bölgede bulunan butun aşiretler çareklere karşı kutsa bir kavim olarak görüyor ,
2 çerek kureyşlerinden bunlar oruç tutmaz namaz kılmazlar ama HZ HASAN IN türbesinden bahsediyor bu bölgede ola ve bu aşiret in en kutsal yeri olduğunu belirtiyor bu rürbe ise HZ Hasan ın bu bölgeye gönderdiği beş parmağının izini mühür olarak gönderdiği evrağın saklandığı yer olarak kabul edilip türbeleştiğini söylüyor bu da bizi
kureyş kolundan yada ehlibeyt soyundan ötürü saygı görme ihtimalini güçlendiriyor
3 Bugün Dersim de bulunan aşiretlerin yüzde 30 a yakını bu bölgede
4 Çarek Türk lerinin bu bölgeyede Altın Ordu devletinin Moğullarla savaştan sonra Toktamış han zamanımda hazardan kaçıp bu bölgeye saklandığını geldiğini söylüyor bu
bölge HOY kentine çok yakın ve hazar bölgesı Aleviliğin ve tasaffuf un doğduğu bölge .BU konu ile ilgili gerek Evliya Çelebi nin yazdıklar gerek Balkar bölgesinde yaşıyan çarek Türk leri ile ilgili Rus araştırmacıların yazıları örtüşüyor
5 Selcuklu Devleti döneminde biz
Doğu anadoluda varız Erzurum eyaleti sınırlarında çok güçlü yüz
1450 li yıllardaki vergi kayıtları[Halaçoğlunun yeni Aşiretler kitabında bu dönem 1450-1600}ilginç olan son 1850 li yıllardaki hakim olduğumuz köyler 1450 1600 lü yıllardada bizim hakimiyetimizde bölgeye yani 1700 lü yılardan öncede biz bu bölgedeyiz { bu köy ve yerleşim yerlerinin listesi bende inceledim
kabaca Doğu Anadolu daki bügünkü alevi köyleri size iletirim}
6 Önemli olan1600 ile 1700 lü yılarda neler oldu bu dönem kopuk incelenmesi gereken dönem bu dönem
Benim tahminim bu dönem bizim
Şah İsmaili destekleyip İran a gitiğimiz yönünde ve geri gelip yine bölgede eski hakimiyetimizi kurduğumuz yönünde
7 Çelebinin çerek lilerle ilgili ilginç bir hikaye anlatıyor SARI SALTUĞUN bu bölgede cok güclü bir kıralın yaşadığını bu kıralın topraklarında bir ejderhanın musalat olduğunu her gün bir kız kurban olarak ejderhaya verildiğini Sıranın kıralın kızlarına geldiği sırada bu bölgeye gelen Sarı Saltuğun bu ejderhayı öldürüp kulağını kesip delil olarak kırala verdiğini kıralında kızını Sarı Saltuğa verdiğini ve müslüman olduğunu yazıyor bu efsane bana bizim dedelerin anlatığı ejderhayı öldürüp kulağını kesip beyin kızını alma efsanesini hatırlatı
yanı bizin çermik beyleri ile ilgili sandığımız hikaye
8Tuncelide oçak ,dede soyundan gelen bir ailede ortaya çıkan babadan oğula aktardıkları secere kayıtlarında Arapca yazılı Türkce ye çevirisinde bu belgenin bu gün süni olarak bildiğimiz bütün zaza
aşiretlerinin Selçuklular döneminde Alevi olduklarını ve bu
bölgedeki oçaklara bağlı olduğunu ve kürt ile zaza lar aynı
halk deyil ve hep savaşmışlar zaza ların bir kısmı sonradan süni olmuş , Bu belgede çarek li leri Türk olarak yazıyor tabiki alevi yani sonradan alevi olma deyiliz net olarak yazılı'




Cevap: 

Değerli Taner Can, gün geştikçe araştırmanızla bize git, gide yaklaşıyorsunuz ve tastıklıyorsunuz,  çünkü gerçek araştırmalar ve  bir  illahi  güç tarafından sanki yenik tarih açıklamanızda zamanı geldiğinden dolay bunu açıklamaya meçbur kalıyorsunuz istesenizde istemesenizde böyle olaçak.

Son  telefon görüşmemizde, sizin Haçı Bektaş'dan dönmenizden sonra çok güzel bir sohbet giçirdik benim açımdan böyle oldu, inşallah sizde  kalbinizde böyle his etmişinizdir.

Can dostum araştırmanızı ben çok değerli görüyorum, çünkü aynı pençereden bakmıyoruz, ama hep aynı sonuçlara varıçağız, çünkü aynı gerçekler ve başka bir gerçek olmadığından dolay aynı sonuçlara varacağız ve geleçekteki araştırmalarınızı bizimle paylaşmanızı canı gönülden isteriz.